Haz 062008
 

Anayasa Mahkemesi türbanın üniversitelerde serbest kalmasıyla ilgili dava da türbanın yasak kalması yönünde karar aldı. Vatana millete hayırlı olsun diyorum ama bu tartışmanıın da hiç bir zaman bitmeyeceğini vurgulamak istiyorum. Ekonomik krizler yaklaştığında, milletin dini inançlarının kullanma vakti geldiğinde, iktidarların başı sıkıştığında bu tartışma tekrar hortlayacakır. Birileri bu bizim özgürlüğümüz, hakkımız diyecek, diğerleri laiklik elden gidecek, rejim yıkılacak diye bas bas bağıracak. Bu kısa hayatım da ben bile ezberledim bu oyunları ve iğrendim.

Ne olursa olsun bu manasız tartışmann kısa bir süre de olsa bitmesi sevindirici. Dinsiz bir insan değilim ama başörtüsünün din için en önemli şey olduğunu da sanmıyorum. Bana göre bir kadın başı açık olarak da cennete gidebilir, yeter ki İslam dininin diğer önce gelen şartlarını yerine getirsin. Bir türban için bas bas bağırmaya gerek yok helle bu mesele ülkenin ekonomik durumunu olumsuz bir yönde etkiliyorsa.

Diğer tarafa gelince; bir türbanın serbestliği ile laikliğin elden gideceğini, rejimin tehlikeye gireceğini hiç mi hiç düşünmedim. Bunu sadece bu aralar sıkça başvurulan korkutma stratejisinin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Ama şunu unutmayın; bu ülkenin insanını yönetmek için olmadık yollara başvurmanıza gerek yok. Bu millet zaten devletine gönülden bağlıdır ve onun için gerekirse malını canını vermekten çekinmez, ama bu özelliklerinden dolayı milleti aptal yerine koymaktan vazgeçin artık!

Nis 122008
 

Hürriyet yazarlarından Yılmaz Özdil türbanlı sayısındaki artış ile ilgili çok güzel bir yazı yazmış. İşte bu yazdıda en beğendiğim ve saçma kısım.

Bağdat Caddesi’ne en lüks ciplerle giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Nişantaşı’na kolunda Miu Miu çantayla giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Adeta bedavaymış gibi, koli koli altın-gümüş almak için Kapalıçarşı’ya giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Vakko’ya giren? Arttı… Kanyon’a, İstinyepark’a giren? Arttı… Viyana’nın en ünlü alışveriş caddesi Graben’e giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Londra’nın en pahalı restoranı Hakkasan’a giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… New York’ta Amerikalıların bile girmeye çekindiği, Takashimaya’ya, Saks’a giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Paris’te La Fayette’e, Stuttgart’ta Breuninger’e giren? Arttı… Roma’da Bvlgari’nin, Ferragamo’nun, Fendi’nin sıra sıra dizildiği Via Condotti’ye giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı…

Üniversiteye giren?

Artmadı!

5.5 yıldır kim iktidarda?

Üniversiteye giren? Artmadı… (Ulan …. Artmaz tabii, çünkü yasak!
Yazının tamamını buradan okuyun:http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7813087.asp?yazarid=249&gid=61&sz=60484

Şub 082008
 

Dün gece saat 4 e kadar uyumadım. Televizyonda 32. Gün programının bir tekrarı vardı ve türban konusunu tartışıyorlardı. Bu konu üzerine ben de bir yazı yazmış ve insanların bu tartışmadan bıktığını belirten yorumlar almıştım. İşin gerçeği artık benim de midem bulanmaya başladı bu yüzden ne bu program ne de siyaset üzerine bir süre yazmayı düşünmüyorum! Ve diyorum ki cumhuriyetin kuruluşunda çözülmesi gereken sorunları 85. yılında tartışıyoruz. Bizden sonra büyük savaşlar yapmış olan almanya kore gibi japonya gibi ülkeler teknoloji ve yaşam standardında uçmuşken biz hala türban kavgası veriyoruz. Ne diyebilirim. Bir süre bu konulardan uzak duracam zira kusmam yakın!

Oca 172008
 

Cumhuriyet halkın kendi kendini yönetmesidir. Bazı insanların kendini yönetme yeteneği olmadığı için birileri tarafıdan yönetilmesi gerekir. Bu yüzden Cumhuriyet en ideal yönetim biçimidir. Ama bazen Cumhuriyet en ideal yönetim biçimi olmayabilir? Ne zaman? Kendini yönetmeyi bilmeyen bazı insanarın diğerlerini yönetim altına aldığı zaman! Continue reading »