Eki 042008
 

Felsefe lafını duyunca bile ürken bir sürü insan biliyorum. Sebebi büyük ihtimal eğitim sistemi ve genelde kafayı tırlatmış olan felsefe hocaları. Onlar sayesinde felsefeyi kavrayamıyor ve hakkında bişe öğrenemediğimiz için de malesef sevemiyoruz daha doğrusu korkuyoruz.

Örnek; bizim lisede bir felsefe hocamız vardı ki akıllara zarar. 30-35 yaşlarındaydı, belli ki evde kalmıştı ve bunun üzerini örtmek içinde feminist ayaklarına yatıyordu. Bence tek sebeb erkeklerden intikam alma hırsıydı. Düşünün bir kere, 30 kişilik bir sınıf, 22 kız 8 erkek ve kızların hepsinin felsefe dersi 5 erkeklerde ise en yüksek 4.

Neyse efendim, konuyu dağıtmayalım. Diyorum ki, en güzel felsefe kitaplarının bir listesini yapabilirsek ve bunu yaygınlaştırabilirsek felsefe üzerindeki karabulutları dağıtabiliriz. Ne dersiniz?

İşte benim favori kitabım: Böyle buyurdu zerdüşt ve Nietzsche, neden mi bu kitap?

Efendim nietzsche nin en büyük ünü felsefeci olmasından gelir. Doğrudur da ama ben bu kitap da felsefeciden çok şair yönünü keşffettim. Bu adam filozof olmasaydı bence şair olurdu. Sebebini  merak ediyorsanız lütfen kitabı okuyunuz.

Bir diğer yönü ise tabii ki felsefi yönü :p. Felsefe soru sormaktır. Bu kitabı okurken soru sormaktan kendinizi alamazsınız. çünkü nietzsche her iki cümlede bir kendisiyle çelişir. Buna anafor mu afaroz mu ne diyorlar felsefede :D

Sonuç. Lütfen kendi favorinizi yorum kısmunda belirtin. Teşekkürler.

Eki 042008
 

Kitapları büyük yapan başyapıt yapan genelde yazarlarıdır, onların kitabı nasıl yazdıklarıdır yani üsluplarıdır. Ama bu öyle bir kitap ki okunma sebebi bence tamamen konusu, daha doğrusu başlığıdır yani Nietzsche.

Benimde kitabı alıp okuma sebebim de kesinlikle başlığıydı, çünkü ben bir nietzsche haynaıyım ve onun adının geçtiği her şeyi okuma gibi baş belası bir hisse sahibim. Bir diğer okuma sebebim ise daha önce de bahsetmiş olabileceğim gibi psikolojik romanlara olan ilgim. Bu arada irvin d. yalomun psikiyatri profesörü olduğunu söylemeliyim. İşte bu sebebler gidip bu kitabı almama zemin hazırladı ve aldım.

Kitabı alma hikayem de bir o kadar ilginç aslında. Kitabı bir çok yerden sordum ve fiyatının her yerde aynı olduğunu öğrendim. Tam 22 ytl. Öğrenci olduysanız bu parayı bir kitaba vermenin zor olduğunu bilirsiniz. Ama benim gibi gereksiz bir vicdan sahibiyseniz korsan kitap da alamazsınız.

Neyse bir gün bir kitapçıdas bandrollü kitabı 5 ytl ye buldum. Basımında hatalar vardı ama baskı hatasıdır diye geçtim. Ama daha sonra kitabın korsan olduğunu öğrendim, okuyup aradan 2 ay geçtikten sonra. Sonuç; bandrole dahi güvenmeyin adamlar aynısını yapıyor :D

Konuya dönelim; kitabın konusu nietzsche ve onun ümitsizliği. Onun aşık olduğu kadın salome ve bir doktor olan breuer. Ara sıra kitapta psikanalizin kurucusu olan sayın freud da geçiyor.

Breuer salomenin ricasıyla nietscheyi tedavi etmeye çalışıyor ama bunu yapabilmesi için de nietscheyi ikna etmesi gerekmektedir. Bu arada kendi hastalığının da farkında değildir. Bu iki adam kitap boyunca birbirinin psikolojik sorunlarını ve nietschenin o dayanılmaz başağrılaını iyileştirmeye çalışırlar.

Mutlaka okunulması gereken bir kitap ve benim daha sonra açmayı planladığım en iyi psikolojik roman listesindeki ilk sıranın sahibidir.

Bu arada bu irvin d. yalom daki d. nin ne olduğunu bilen var mı :D

Şub 112008
 

Şu ağacı ellerimle sallamak istesem bumu yapamam; fakat bizim göremediğimiz rüzgar, onu sarsar ve istediği yere eğer. Biz en çok, görünmeyen eller tarafından eğilir ve yoğruluruz.

Yükseklere ve aydınlıklara çıkmak istediği oranda kökleri toprağa, aşağıya, karanlığa, derine ve kötülüğe dalar!

Kini ve kıskançlığı tanımayacak kadar büyük değilsiniz hiç olmazsa bunlardan utanmayacak kadar büyük olun.

Ancak okla yay elde bulunduğu zaman susulup sakin oturulabilir.
Continue reading »

Şub 112008
 

Sahne, Psikanalizin doğumu arifesindeki 19.yüzyıl Viyana’sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk.

Aktörler:
Nietzsche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. ‘Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır,’ diyor. Daha sonra ‘kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?’ diyecek. Ümitsiz.

Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca ‘ama’ pozisyonunda yaşamış biri. Continue reading »