Tem 192008
 

Stress, en basit açıklamasıyla baskı anlamına gelir. Günlük yaşamda sıkça bahsedilen ve modern yaşamın korkulu rüyası olan stress budur. Daha geniş açıklama yapmak gerekirse; stres, vücudumuzun karşılaştığımız herhangi bir olaya verdiği tepkidir. Bu tepki sonucunda harekete geçer, olumlu ya da olumsuz bir davranışta bulunuruz. Bundan yola çıkarak stresin aslında çok faydalı bir durum olduğunu çıkarabiliriz. Ve bu çıkarım stresin normal seviye de kaldığı tüm durumlarda geçerlidir.

Peki stres fazla olursa ne olur? Eğer stress normal durumdaysa bu yapacağımız işlerde bize pozitif bir enerji sağlar. Ama normali aşarsa yaptığımız işlerde bize engel olur, elimiz ayağımıza dolanır bazen de ruhi hastalıklar geçiririz.

Normal seviye nedir? Eğer stress işinize engel olmuyorsa normal seviyede demektir. Gönül rahatlığıyla iişlerinize devam edebilirsiniz.

Stresin sebepleri nelerdir? Stres bir çok şeyden kaynaklanabilir; fiziksel ( Bir şeyden korkmak), duygusal( ailen yada herhangi bir şey için endişeye kapılmak). Stresin neden kaynaklandığını bulmak genellikle stresle başetmenin ilk kuralıdır. İşte çeşitli stres türleri:

Yaşamsal Stres (Survival Stress): Sizi fiziksel olarak incitebilecek birilerini ya da birşeyleri gördüğünüzde vücudunuz bu durumla daha kolay başa çıkmanızı  ya da ondan kaçmanızı sağlayacak bir enerji açığa çıkarır. Buna yaşamsal stress denir.

İçsel (internal) Stres: Kendinizi hiç sizi ilgilendirmeyen konularda yada hakkında hiçbir şey yapamayacağınız şeyler için endişelenir buldunuz mu? Bu içsel stresdir ve anlaşılması ve başa çıkılması gereken en önemli stres türüdür. Bu türde dış etmenler değil de insanların bizzat kendileri stres sebebidir.  bu genelde başa çıkamayacağımız durumlarla karşı karşıya kaldığımızda ortaya çıkar.

Çevresel Stres: Bu çevremizde meydana gelen gürültü, kalabalık, iş ve çevreden gelen baskılardan kaynaklanır. Bu tür stresin farkında olmak ve başa çıkma yollarını öğrenmek azaltma da ve yok etmede çok önemlidir.

Bitkinlik ve Fazla çalışma: Bu tür stresin oluşması uzun zaman alır ve vücudunuz için çok ağır bir yük oluşturabilir. Bu evde işte ya da okulda çok fazla çalışmmaktan ve zamanı iyi kullanamamaktan kaynaklanabilir. Ya da dinlenmeye yeterince zaman ayırmamak bu tür stres için sebeptir. bu başa çıkılması en zor türlerden biridir çünkü insanlar bunun kontrolleri dışında olduğunu düşünürler.

Stres sizi nasıl etkiler: Stres hem beyninizi hem de vücudunuzu etkileyebilir, ve sizde yorgunluk halsizlik ve konsantre bozukluğuna sebeb olabilir.

Not: Bu yazıyı bilgilendirici ve genel kültür olarak kabul edin ve kaynak olarak algılamayın. Zira sadece kendi bilgilerimi geliştirmek adına yazdım. Daha sonra devamı gelecektir.

Haz 062008
 

Bu depresyon üzerine gitmeye devam ediyorum. Bu araştırmalar sayesinde kendi yazımı yazacak kadar bilgi sahibi oldum. Depresyon; insanın kendini mutsuz ve cansız hissettiği, hiç bir şeyden tat almadığı ruhsal bir durum olarak anlatıldı. Aslında doğru da ama işin biraz da biyolojik tarafı var. İşte depresyonun sebebleri:

Depresyonun sebebleri

1. Dönüşü olmayan kayıplar: Bu tabir, ölüm, boşanma gibi telafisi olmayan ya da imkansız gibi görünen sebebleri içeriyor.

2. Açığa vurulmayan kızgınlıklar: Depresyon içe dönük kızgınlık olarak da tarif edilebilir. Hiç kızmayan, sinirlenmeyen durum ne kadar kötü olursa olsun tepki vermeyen güzel insanların depresyona girme olasılığı daha büyüktür. İyi anlaşılır biri olmak başka şey, kızgınlığını gizlemek başka bişeydir. Kendini ifade etmeme durumu depresyona sebeb olabilir.

3. Biyolojik sebebler: Depresyonun biyolojik sebebleri de mevcut. Beyinde serotonin, dopamine gibi salgıların eksikliği depresyona sebeb olabilir. Bu salgılar beyinde ki sinir iletişiminden sorumludur ve eksikliği depresyona sebeb olabilir.

4. Genetik Sebebler: Genetik zayıflıklar deprsyona sebeb olabilir.

5. Kadın olmak: Kadınlar erkeklere göre daha çok depresyona girerler.

6.Stress: Stres depresyona sebeb olan önemli etkenlerden biridir.

7. Mükemmelcilik: Her şeyin mükemmel olmasını isteyenler ve gerçekçi olmayan planlar yapanlar depresyona daha kolay yakalanırlar.

8. Bağımlılık, diğer hastalıklarla mücadele ediyor olmak depresyon olasılığını arttırır.

Depresyonun Tedavisi

Depresyonun en iyi tedavisi bence bir psikoloğa danışmaktır. Hoş ülkemizde kendisi psikolojik sorunları olan bir çok psikolog mevcut olsa da… (ben bir kaç tanesini tanıyorum.) Ama çok sık depresyona giren biriyseniz zırt pırt psikologa gitmek zor olacaktır. zaten çevrede fazla yok. O zaman kendi kendinizi tedavi etmenin vakti gelmiştir.

1. Beslenme: Diğer depresyon yazılarına bakarsanız bunu en sona atarlar liste de ama bence en önemlisi budur. Sebebler kısmında bahsi geçen beyinde salıgılanan serotonin, dopamine gibi maddeler bazı besinleri fazlaca tüketilerek kazanılabilir. Peki hangi besinlerde olur bu maddeler? Şaşıracaksınız ama oğul otu, elma… Ayrıca omega yağları, b6 b12 vitaminleri, folid asid, C vitamini, magnesium maddelerinin bulunduğu besinleri tüketmeniz depresyon döneminde beslenme açısından iyi olacaktır.

2. Arkadaşlar, gezme-tozma: Depresyon dönemlerinde yalnız kalma isteği doğaldır çünkü yaptığınız hiçbirşeyden zevk almaz, kimseyle konuşmak istemezsiniz. Ama bu dönemi atlatmanın en iyi yolu bunları yapmaktır çünkü arkadaşlarla olmak bişelerle meşgul olmak kafanızdaki sizi depresyona götüren sebepten uzaklaşmanızı ve rahatlamanızı sağlar.

3. Spor: Halk arasında dolaşan genel bir kural vardır; Beyin çalışırken vücut, vücut çalışırken beyin dinlenir. Bu spor yaptığımızda beynimizin dinlenmeye geçmesini sağlar ve ruhsal sorunlarımızdan uzaklaşmmamızı sağlar.

4.Meditasyon: Meditasyon da etki bakımından sporla aynı sonuçları getirir. Sizin bir şeye odaklanmanızı sağlayarak sorunlarınızdan uzaklaşmanızı sağlar. Peki hiç denedin mi diye sorarsanız; hayır, denemedim :D

5. Kendini ifade etmek: Sebebler kısmında bahsettiğimiz gibi depresyonun sebeblerinden birisi kızgınlıklarını içine atmaktır. Bu sebebi yok etmenin yolu da kızgınlıkları vee duyguları göstermek olur doğal olarak.

Ben mi? Benim için tedavi çok basit. Sadece kendimi tedavi ettiğime inandırıyorum. Örneğin, çikolatanın depresyonu azalttığına inandırdım kendimi bir ara vve çikolata yediğimde garip bir şekilde mutlu hissediyordum. :D

Nis 222008
 

İnsan ne ise günlüğünde onu yansıtır:D Yeni bir blog atasözü gibi oldu. Neyse ben bu aralar depresyonla birlikte anılmaya başladım. Annem bile arayıp”hayrola oğlum gene depresyondaymışın” diyor. Durum bu derece vahim:D Yeterince de tecrübeli olduğum için bu konuda yazı yazmaya karar verdim. Ama gel gelelim yeterince çalışkan değilim. Yani gereğinden fazla tembelim. Bu yüzden yazıyı kendim yazmak yerine yazan birinden (ç)alıntılıyorum.

Depresyon duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendisini gösteren bir durumdur. En dikkat çekici belirtisi çökkün ruh hali ile ilgi ve zevk almada belirgin azalmadır. Depresyondaki kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir. Eskiden en severek yaptığı işler bile artık zevk vermez olmuştur. Kişi kendini hüzünlü ve yalnız hisseder. Kendisine ve çevresine ilgisi azalır. Yoğun suçluluk duyguları olabilir. Herkese yük olduğunu düşünüp gereksiz yere sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünür. Genellikle iç sıkıntısı, daralma, huzursuzluk ile birliktedir. Bazen kendisinin tüm duygularını yitirmiş gibi hissedebilir.

Depresyon zihinsel faaliyetlerimizi de engeller. En sık görülen belirtiler dikkatini toplayamama ve unutkanlıktır.

Depresyonun davranışlardaki etkisi enerji azalmasına bağlı hareketlerde yavaşlama, aşırı halsizlik şeklinde olur. Basit günlük işler bile kişi için bir yük olmaya başlar. Sosyal ilişkilerden kaçınır, yalnız kalmayı tercih eder, sorunlarını ve sıkıntılarını paylaşmaz. Cinsel ilgi ve isteğinde de belirgin azalma olur.

Bazı bedensel belirtilerde depresyonda ortaya çıkabilir. İştah da belirgin azalma kilo kaybı bazen tam tersi aşırı yeme eğilimi olabilir. Sık görülen belirtilerden biri de uykusuzluktur. Uykuya dalamama, uykunun sık sık bölünmesi veya sabah çok erken uyanma şeklinde sorunlar görülebilir. Bazı kişilerde aşırı uyuma eğilimi olabilir. Bu kişiler çok uyumalarına rağmen dinlenmiş olarak uyanmazlar. Baş, boyun sırt, eklem ağrıları, mide-bağırsak şikayetleri eşlik edebilir.

Tüm bu belirtiler en az iki hafta sürekli olarak devam eder. Kişinin mesleki, ailesel ve kendisi ile ilgili sorumluluklarını yapmasına engel olur.

SÖZÜ EDİLEN BU BELİRTİLERİN HEPSİNİN AYNI KİŞİDE ORTAYA ÇIKMASI GEREKMEZ. Bazen depresyon bu belirtilerin bir kısmıyla kendisini gösterir. Ayrıca belirtiler hafif, orta, ağır şiddette olabilir ve belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişebilir.

TEDAVİ

Kişiler çok farklı sebeplerden dolayı depresyona girebilirler. Bazen bu sorunlar bir yakının kaybı, ayrılık, iş kaybı, aile sorunları, maddi nedenlerden biri olabilir. Bazı durumlarda ise herhangi bir sebep olmaksızın kişi depresyona girer. Bu durumda kişi tam bir şaşkınlık halindedir. Herhangi bir sorunu olmaksızın niçin bu duruma düştüğüne bir anlam veremez. Bu durumlarda sorunun kaynağı diğer hastalıklarda olduğu gibi ( örneğin yüksek tansiyon, şeker gibi ) biyolojik sebeplerdir. Bazı kişilerde de ise ırsi olarak depresyon görülebilir. Yakın akrabalarında depresyon olan kişilerin depresyona girme oranı yapılan araştırmalarda daha yüksek bulunmuştur.

Sorun ne olursa olsun, depresyon ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın kişinin depresyondan kurtulamamasının sebebi tedavi olmamasıdır. EN UYGUN DEPRESYON TEDAVİSİ İLAÇ TEDAVİSİ VE PSİKOTERAPİNİN BİRLİKTE YÜRÜTÜLDÜĞÜ TEDAVİDİR. TOPLUMDAKİ YAYGIN İNANCIN AKSİNE DEPRESYON TEDAVİSİ İÇİN KULLANILAN İLAÇLAR KESİNLİKLE BAĞIMLIK YAPMAZLAR VE UYUŞTURUCU DEĞİLDİRLER. Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. İstenildiğinde doktor önerisi ile rahatlıkla kesilebilirler.

İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi tedavinin etkisini artırmaktadır. psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır.
İşte bu da kaynak: http://psikiyatri.yyu.edu.tr/depresyonned.htm

Oca 032008
 

Google amcaya depresyon nedir diye sorduğumuzda karşımıza ilk sırada aşağıdaki dokuz belirtinin en az ikisinin bulunması halidir diye yazı çıkıyor. Bu dokuz belirti ise şunlar;
1-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissetme hali).
2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler,hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ). Continue reading »