Eyl 262008
 

İşe felsefe açısından bakarsak yolumuz uzun. Çünkü güzel öznel bir kavramdır ve kişiden kişiye değişir. Dolayısıyla en güzel aşk kitapları tanımı hiç bir zaman gerçeği yansıtmayabilir. Bu başlıkla amacım insanların beğendikleri ve genel konusu aşk olan kitaplardan bir liste oluşturmak. Bu yüzden yazının altına beğendiğiniz kitabım ismini ve yazarını yazarsak, bu tür kitapları seven arkadaşlara iyilik etmiş oluruz.

Benim listem aslında çok uzun değil ama aklımda kalan ve konusu aşk olan bir kaç kitap var.

1. Beyaz Geceler- Dostoyevski: Kitap rusyada geçen bir aşk hikayesini anlatır. Ve bence de karşılıksız aşkı anlatan en iyi kitaptır. Bir insan kendisinden çok aşkını nasıl düşünür bu kitapla öğrenebilirsiniz.

2. Genç Wertherin Acıları – Goethe: Konusu genç bir adamın nişanlı bir adama karşı olan çaresiz aşkı. Bu kitapta yine karşılıksız sevmek ve aşk için ne yapılabieceği hakkında fikir sahibi oacaksınız.

3. Tılsımlı Deri – Balzac: Kitabın konusu tam olarak aşk değil ama final sahnesi tam bir aşk manzarası. Ve aklımda kalan kitaplardan biri aradan uzun zaman geçmesine rağmen.

Şimdi sıra sizde. Lütfen listenizi yorum olarak yazın ve kitapseverlere yeni kitaplar keşfetmeleri için fırsat verin! Teşekkürler.

Eyl 252008
 

Eylül Mehmet Rauf tarafından yazılmış ve Türkiyedeki ilk psikolojik roman diye geçiyor. Benim bu kitabı okuma sebebimdi aynı zamanda. Yani sırf psikolojik romanları sevdiğim için bu kitabı okudum ama benim şanssızlığım bu kitabı Dostoyevski gibi bu türün üstadlarını okuduktan sonra okumuş olmam. Dolayısıyla okuduğum kitapta insan ve psikoloji hakkında aklımda hiç birşey kalmadı.

Aklımda ne mi kaldı?  Fransız kültürü hayranlığını edebiyatına yansıtmış, Türk kültürü ve yaşam tarzına tamamen aykırı bir kitap. Ziya Gökalpin bir önerisi vardı zamanında. Diyor ki biz bu dönemde fransızları değil de ingilizleri örnek alsaydık durumumuz çok farklı olurdu. Çünkü ingiliz toplumu ahlak, kapalılık ve namus erdem gibi konularda Türk toplumuna fransızlardan çok daha yakındır. Eğer edebyatta onları örnek alsaydık yaşam tarzı olarak bu kadar bozulma yaşamazdık. Blim ve teknikte de çok daha ilerde olurduk diyor.

Keşke bunu hangi kitabında olduğunu hatırlayabilsem ama malesef hatırlayamıyorum o yüzden merak ediyorsanız ziya gökalpin tüm kitaplarını okumak zorundasınız.

Konumuzla alakasına gelince, dediğim gibi konu türk kültürü, namus ve fransız usulü aşk. Bu kitabı okurken bir türk yazarı değil de balzac okuyormuş gibi hissettim kendimi. Konu oldukça bayat ve Balzacın Vadideki Zambağına o kadar benziyordu ki, evli bir kadın ve o kadına aşık genç ve yakışıklı bir adam. Sonuç evlilik dışı ilişkiye özendiren ahlak dışı bir kitap. Sonu bile aynıydı. Ama tek farkı edebiyat yapmaktan yoksun yazarımız sonun bayat ve basit bir demagoji ile bitirmiş ve zaten ucuz olan ypıtı daha da ucuzlatmış.

Bu kitaba notum kesinlikle eksi ama türünün ilk örneği olması dolayısı ile çok da acımasız omamak gerekiyor. Sonuçta adam cesaret edip bir işi tamamlamış. Keşke cesareti bu adam kadar olan ortalama bir toplumumuz olsa, yazmaktan üretmekten korkmayan…