Eki 012008
 

Şiir yazmayı sverim her zaman sevmişimdir ama şiir okumayı sevmem çok eskilere dayanmaz. Ve şiir kitabı alma alışkanlığım da çok yenidir. Bu alışkanlığımı değiştiren şeyse Attila İlhanın bela çiçeği adlı şiir kiitabını almaya karar verişim olmuştur. Şu anda ki düşüncem nedir? Param olsa gidip tüm şiir kitaplarını alacağım.

Şiir okumayı neden sevmiyordum. Sanırım sebeb şiir okumasını bilmiyor olmamda gizli. Şiir okumayı hep roman okumak şeklinde hayal etmişim ama durum aslında çok farklı. Romanı alır bir kere okur bir kenara atarsın ama şiir kesinlikle öyle değildir. Şiir kitabı heran elinin altında olmalı ve aynı şiiri defalarca sıkılmadan okuyabilirsin. Tamamen zevk meselesi. Ve her okuyuşunuzda aynı tadı alırsınız.

İşte aldığım ilk şiir kitabından beğendiğim ve her zaman okumaktan zevk aldığım mısralar:

Hayır 18 işimiz başka türlü bitmeyecek
Otomobil farlarından çiçekler oyup iliştirsek de gözlerimize
Dudaklarımızı bir şimşek gibi birbirine de bitiştirsek

Hayır 18 işimiz başka türlü bitmeyecek
Değil mi ki ben soğuk bir namlu gibi kuşkulu bir profil
Değil mi ki sen çıkıp çıkıp bir bıçak atıyorsun 12 den
Bırak öyleyse kısa devre yapsın Johann sebastian bach
Bir kere de yalnızlığın trampetlerini dinleyelim

Şişedeki alkol iki ağır batarya tutar mı hiç belli değil.
Vurdukça vursa da yenilmeyiz avuçlarımızdaki portakal kokusuna
Değil mi ki ben nitrik asit terlemekteyim mendil mendil
Değil mi ki sen çıkıp çıkıp bir bıçak atıyorsun 12 den
……
Doktır Şandunun Esrarı şirinden

Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
………
Aysel Git Başımdan şiirinden

En güzel şiirleri tabii ki bunlar değil. Ben sana mecburum, üçüncü şahsın şiiri… Diğer kitaplarını da okuduğumda burada yazarım.

Eyl 192008
 

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım

Ne vakit maçka’dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Bir rüzgâr aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım

Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım

May 162008
 

kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

ATTİLA İLHAN

May 152008
 

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Attila İlhan

Eyl 272007
 

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun. Continue reading »

Eyl 272007
 

Hayır 18 işimiz başka türlü bitmeyecek
Otomobil farlarından çiçekler oyup iliştirsek de gözlerimize
Dudaklarımızı bir şimşek gibi birbirine de bitiştirsek

Hayır 18 işimiz başka türlü bitmeyecek
Değil mi ki ben soğuk bir namlu gibi kuşkulu bir profil
Değil mi ki sen çıkıp çıkıp bir bıçak atıyorsun 12 den
Bırak öyleyse kısa devre yapsın Johann sebastian bach
Bir kere de yalnızlığın trampetlerini dinleyelim Continue reading »