Eki 012008
 

Ahmet Altan hakkında yazacaklarım bir önyargıdan öteye gidemeyebilir zira bu adamın sadece iki kitabını okudum; Geceyarısı Şarkıları ve En uzun Gece. Ama önyargı derken sadece kitaplarından çıkardığım sonuçları yazacağım bu anlamda da önyargı sayılmaz.

Neyse, okuduğum ilk kitabını, geceyarısı şarkıları, beğenmiştim. Kitapta bir yoğunluk vardı ve iletmek istediği mesajlar vardı, yani mesaj derken evrensel herkesi ilgilendiren mesajlar yoksa her kitabın kendine has mesajları vardır. Gece yarısı şarkıları kısa denemelerden oluşuyor ve içinde günümüzün sorunlarına değinen güzel makaleler var. Tam hatırlamadığım için bu kitaba fazla değinmeyeceğim ama Ahmet Altanın diğer kitabını almama sebeb olan kitaptır.

En uzun gece doğuda geçen bir aşk hikayesini anlatır. Konu hakkında söyleyeceklerim bu kadar zira özet vermekten özellikle kaçınıyorum. Benim eleştirdiğim daha çok yazarın üslubu.

Kitap yaklaşık 400 sayfadan oluşuyor. Oldukça kalın bir kitap değil mi? Gözünüz korkmasın kitabın gereksiz ayrıntılarını çıkarırsanız geriye sanırım en fazla 50 sayfa kalır. Her tarafta gereksiz tasvirler ve tekrarlar var. Adeta her sayfa da deja vu yaşıyorsunuz ben bu sahneyi daha önce okudum diyorsunuz.

Bu kitabı ilk okuduğumda şöyle bir yorum yapmışım sanırım bu yorum her leyi açıklar:

Daha önce Ahmet Altanın Gece Yarısı Şarkıları isimliKitabını okumuştum ve çok beğenmiştim. İnsan ruhundan anlıyor gibiydi ve tasvirleri mükemmel gibiydi. Aradığım yazar bu diye düşünmüştüm. Maalesef bu benim için sadece bir önyargı imiş. Bunu En Uzun gece isimli kitabı okuduktan sonra anladım. Çok uzun ve gereksiz tasvirler insanı sıkıyor. Kitap yaklaşık 400 sayfa ve bu gereksiz ayrıntı ve saçma tasvirleri çıkardığımızda geriye tahminim sadece on sayfa kalır. Çok fazla tekrar kitaın (eksi) yönlerinden bir tanesi. Adeta her sayfada dejavu yaşatıyor. Son olarak paranız varsa ve bu kitabı alacaksanız tavsiyem gidin bir porno dergisi alın daha iyidir. Ahmet Altanın kitabından eksiği olmaz sadece resim fazlası olur.. Ahmet altana gelince reenkarnasyona inansaydım onun önceki hayatında kadın olduğuna inanırdım. Çünkü konularını sadece onlar oluşturuyor. Onları çok iyi anladığını sanıyor ama yanılıyor. Bence o kendi cinsinden olanları anlatmalı. Böylece toplumsal bir soruna da çözüm bulmuş olur. İkincisi , çok kitap çıkarmasından onun ticari bir yazar olduğu anlaşılıyor, gidip bir porno dergide çalışsın. Daha fazla para kazanır…

Eklemek istediğim diğer nokta da bu adamın hedef kitlesi. Kimleri hedefledğiğini anlamadım. Yazdıkları seviye olarak çocukların anlayabileceği seviye de ama içeriği bazen bir yetişkini bile aşabilir. Bu bir dengesizliktir. Malesef bu sorun bir tek bizde var.

Mar 102008
 

Hayatında herkesten ve her şeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğu’nun dağlarında uluslararası bir araştırma gurubuna katılan bir kadın.Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibi sevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam

Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişki. Affetmelerine izin vermediği için kendi hafızalarından bile nefret etmelerine rağmen affetmeyi beceremeyen insanların içine hapsoldukları bir yalnızlık. İki insanın zekalarını kullanarak öldürmek için uğraştıkları ve her yediği darbeyle biraz daha hastalanarak güçlenen bir tutku. Kutsal Mezopotamya ovasının eteklerinde yükselen dağlarda süren tehditkar bir hayat. Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru:
“Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu?”

Kitap birbirine aşık olduğu halde birbirlerini sürekli aldatan bir çiftin hikayesini anlatır. ıÜüKitap birbirine aşık olduğu halde birbirlerini sürekli aldatan bir çiftin hikayesini anlatır. Yelda ve Selim birbirlerini çok seven iki üniversite öğretim görevlisidir. Selim ilk evlilik denemyiminin başarısız bitmesinden sonra yelda ile tanışır. Birbirlerine aşık olurlar ve evlenirler. Ancak Selimin bazı alışkanlıkları ve evliliğe bakış açısı yüzüden evlilikleri sallanmaya başlar. Selim sürekli Yeldayı aldatmaya başlar. Yelda ise bunların farkındadır, bu yüzden sürekli tartışmalar kavgalar yaşanmaktadır.

Yelda artık bu aldatmalardan bıkmıştır ve doğu anadoluda yapılacak olan uluslararası bir araştırma grubuna katılarak biraz olsun bu ortamdan uzaklaşmayı umar. Aslında istediğini de elde eder; orda bir adamla birlikte olarak o da kocasını aldatır. Ama sonunda birbirlerini ne kadar sevdikleri ve birbirlerini kaybetmeye dayanamayacaklarını anlarlar…….