Ağu 292009
 

Bu yazıyı yazarken bir deprem tellallığı yaparak halkımızı korku içine sokmak ve onları tedirgin etmek amacıyla değil aksine hızla büyüyen ve her gün yeni yeni devasa apartmanların dikildiği ilçemiz Kozan’da yetkililerin tedirgin olmalarını ve hazırlıklı beklemelerini sağlamaktır.

Kandilli rasathanesinden aldığımız verileri her gün KozanBilgi.Net ekranlarına anlık olarak yansıtıyoruz. Gördüğümüz kadarıyla hemen hemen her gün Kozan’da deprem oluyor. Fakat Richter ölçeğine göre değerleri küçük olduğu için fark edilmiyor. Fark edilmiyor diyorduk fakat yavaş yavaş kendini fark ettirmeye başladı. Yaklaşık bir yıl önceki verilere baktığımızda günlük 1.7 şiddetindeki depremler birkaç ay sonra 2.0 ve 2.4 şiddetlerine yükselmiş ve son bir aydır da 3.0 dan 3.5 arasında değerleri artık hemen hemen sabitlemiş ve birkaç günlük periyodik aralıklarla yaptığımız gözlemlerde 3.4 ün altına düşmediğini görüyoruz. Bu da bizi olası yüksek değerli depremlere hazırlıklı olmamız gerektiğini belirtiyor.

Geçtiğimiz günlerde Kozan’daki depremler hakkında açıklamalarda bulunan Jeofizik Mühendisleri Odası (JFMO) Adana Şubesi Başkanı Melih Baki, Kozan ilçesinde iki günde yaşanan 16 depremin kendilerini şaşırtmadığını, bölgede sismik hareketliliğin yoğun olduğunu söyledi.

Anadolu Ajansı Muhabirine açıklamada bulunan Melih Baki, özellikle Kozan ve İmamoğlu ilçeleri arasındaki Tepecik ören bölgesinde, yaklaşık iki yıldır çok aktif olarak sürekli deprem olduğunu vurguladı.

Kozan’da son günlerde yaşananların da beklendiğini ifade eden Baki, ”Akdeniz Bölgesi, sismik olarak son bir yıldır çok aktif bir süreç geçiriyor. Bölgede büyük bir deprem olması sürpriz sayılmaz” dedi.

Adana’nın bundan sonra ”uzak yakın, küçük büyük” tüm depremleri çok hassas şekilde hissedeceğini iddia eden Melih Baki, şöyle devam etti:

”Bunun en büyük nedeni, Çatalan içme suyu projesi sonrası kuyuların kapatılması. Kentteki içme suyu kuyularının kapatılmasıyla yeraltı suyu yükseldi. Çok katlı yapıların bodrumlarına su dolmaya başladı. Teknik araştırma yapılmadan regülatör köprüde suyun tutulması, yer altı suyunun yükselmesinde etkili oldu. Yakın bir depremde oluşabilecek hasar, beklenenin çok üstünde olacaktır.”

Melih Baki, Doğu Akdeniz’deki sismik hareketlilik göz önüne alındığında yapılması gereken en önemli konuların başında, daha önce Adana depremini geçirmiş binaların envanterinin çıkartılması geldiğini ifade etti.

Bu binaların olası yeni bir depremde nasıl bir tepki vereceğinin değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Baki, ”Yeraltı sularının yükselmesiyle zemin artık eski zemin değil. Bu nedenle bu binalar yeniden gözden geçirilerek, ne olabileceği araştırılmalı” diye konuştu.

JFMO Adana Şubesi Başkanı Baki, zaman kaybeden ilgili ve yetkili yerlerin bu durumu göz önüne alarak, gerekli çalışmaları hızla başlatmak zorunda olduğunun da altını çizdi.

Baki, Jeofizik Mühendisleri Odası olarak daha önce konuyu yazılı ve sözlü halde, Valilik ve Büyükşehir Belediye Başkanlığına da aktardıklarını sözlerine ekledi.

Evet, buradan anladığımız kısaca şu Allah hiçbir zaman göstermesin ama Kozan’da büyük bir deprem olabilir. Geçtiğimiz günlerde oluşan 3,4 lük depremin ardından Kızılay’ın deprem bölgesi olma ihtimali yüksek olduğu söylenerek Kozan’a gelmesi ve burada araştırma yapması da bunu doğruluyor. Fakat maalesef Kozan’da bu güne kadar deprem konusunda halkımızı aydınlatıcı hiçbir çalışma yapılmıyor, Ne Kozan Kaymakamlığından, ne Kozan Belediye Başkanlığından ne mimarlar odasından nede konuşması gereken diğer yetkililerin ağızlarından tek laf çıkmıyor.

Kozan’da deprem konusunda özellikle okullarımızda iyi bir eğitim kampanyası başlatılmalı yerel basın aracılığıyla halkımızın bilinçlendirilmesi ve deprem riskine karşı dayanıksız olan binaların tespit edilerek bu binaların depreme karşı dayanıklı hale getirilmesinin sağlanması ya da yıkımının sağlanarak risk ortamının kaldırılması gerekmektedir.

Türkeş Manga

Bilgisayar Öğretmeni

KozanBilgi.Net Kurucusu ve

Genel yayın Yönetmeni

Ağu 252009
 

Hani günümüzde moda olmuş artık küpe takmak.Kadınlı erkekli herkes takar günümüzde küpeyi.Kadınlar küpe takınca sorun olmuyor ama erkekler takınca genel türk insanları o kişiye pek sıcak bakmıyor.Ama Öğrendiğim bilgiler doğrultusunda Türk Tarihinde ünlü bir padişah daha takmış bu küpeyi.Hiç kimsede neden taktı diye arkasından konusmamıstır sandığıma göre.

Şimdi meraktan çatlıyorsunuzdur.Kimmiş bu padişah merak ettim diye bir yerlere bakıyor araştırma yapmak istiyorsunuz ama eriniyor bakmıyorsunuz.Siz rahatınıza bakın ve bu yazıyı okuyun yeter.

Siz diyorsunuz ya küpe takan erkekler biraz erkek değildir onun erkekliğinden şüphe duyarım diyorsunuz.Sıkı durun şimdi o padişahın ismini açıklıyorum.Yavuz Sultan Selim’de küpe takmıştır zamanında.Onun hakkında da umarım o türlü şeyler düşünmüyorsunuzdur.Zaten düşünmeyinde .

Yavuz Sultan Selim Mısır seferinde bir kölede gördüğü için takmıştır küpeyi.Mısırda Eskiden köle olanlar küpe takarlarmış.Köle oldukları anlaşılması için.Şimdi diyeceksiniz ki nerden girdi nerden çıktı bu.Yavuz Sultan Selim’de kendini Allah’ın kölesi olarak gördüğü için o da kendi kulağına küpe takmış.

Günümüzle ne alakası mı var?Hani olurda bu olayı bilip Yavuz Sultan Selim’in yaptığını benimseyip kendiside yapmış olabilir.Onun için diyorum ki garip garip bakmayalım.

Ağu 182009
 
chironomid2rd6

Tatarcık Hummasına sebeb olan Tatarcık Sineği

Kozanın yaz aylarındaki başının belası olan bir hastalık var, adı Şevkiye Hastalığı. Daha doğrusu halk arasındaki adı buymuş. Belediyenin sitesinde bu hastalığın, bir çeşit sinekten bulaşan Tatarcık Hastalığı olduğu söylenmiş. Bu hastalığın sebebi buysa neden önlem alınmıyor, sadece benim mahallemde, karacaoğlan, hasta olmayan kimse kalmadı.

Bahsi geçen tatarcık hummasının belirtileri:

Hastalık genel olarak birdenbire, titreme veya ürpermelerle ateşin yükselmesi şeklinde başlar, bazı hallerde önceden kırıklık, başdönmesi, bacak ve karında anormal hisler olabilir. Başlangıçta veya daha sonra baş ağrısı, gözlerde yanma, göz arkasında göz hareketleriyle ortaya çıkan ağrılar, ensede ve sırtta sertlik, oynaklarda ve taraflarda ağrılar, tat alma duyusunda değişiklikler, iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık veya sürgün, boğazda ağrı, burun kanaması, baş dönmesi olabilir. Damakta küçük veziküller görülebilir ve maküler veya ürtikeryal döküntüler gelişebilir.

Belirtiler şahit olduğum hastalardakilerle örtüşüyor.Belediye tarafında durum böyle, halk arasında ise tamamen farklı. Bu hastalığın içme sularından kaynaklandığı söyleniyor. Bakın facebookta bu konuda ne yazmışlar:

Henüz adını bilmediğim ama kozanlılar tarafından adına Şevkiye Hastalığı diye tabir edilen ateşli ve halsizlik yaratan bu hastalık içme sularına kanalizasyonun karıştığı söylenmektedir. Başımdan bir hadise geçti ve ben bunu anlamlandıramamıştım. Ben adanada muhasebecilik yapıyorum 2003 ten bu yana adanada ikamet etmekteyim. Bu yaz ailemi ziyaret için kozanın savruk yaylasına gidiyorduk. Yolda kozana gelen içme suyunun havasının alındığı biryer vardı oradan su içmek istedik. Su klorlanmıştı. Bunda şaşırılacak ne mi var? Su resmen süt kadar beyaz akıyordu. Buna sadece klor akıyordu da diyebiliriz. Bir içme suyuna hatta yayladan suyun doğduğu yeri bilirim, böyle bir suya neden bukadar klorlansın ki? Nedenini daha sonra annem ve kardeşimin hastalanmasıyla öğrendim. Kozanın suyuna kanalizasyon karışıyor ve bir çok insan bu sudan içerek hastanelere akınediyordu. Kozan belediyesi bunun olmadığını savunsa da halk yavaş yavaş bunu idrak etmeye başladı. Kimi yandaş ve yalakalar bunun aksini söylese de yine belediye işçileri suya kanalizasyonun karıştığını doğruluyor.
Sırf yerel seçimlerindeki prestijini düşünen kozan belediyesi bu olayları yalanlıyor ve kendi halkını hastalıklarla hatta ölümle başbaşa bırakıyor.

Kardeşlerim size soruyorum: Kozanlının sağlığı bu kadar ucuz mu, peki kozanlı bu kadar gerçeği göremeyecek kadar kör mü?

Kardeşlerim benim amacım kozan belediyesini yermek hatta evmek değildir. Benim amacım kozanı ve kozanlıyı hakettiği biçimde görmektir. Kozanda olmadığım için kozanla ilgili bir çıkarım olamaz ama ileride çocuklarımıza kozanı gösterirken kozanın güzelliğini bizim anlatımımızla değil kendi gözleriyle görsün isterim. Belediyeyi oyverenler olarak övmeyi ve yermeyi iyi bilirim. Benim için belediye başkanları piondur. Ben şah olan kozan a bakarım. Benim şahıma kim daha çok hizmet verir ve korur o benim belediye başkanımdır.
sevgi ve saygılarımla

ULUBAT GÜNEZ

Kulağa gayet mantıklı geliyor doğrusu. Böyle varsayımlarla bir yere varmak istemiyoruz. Kimsenin kafasını da bulandırmak, kimseye iftira atmak gibi bir niyetimiz de yok. Ama ters giden bir şeyler var ve bunu halletmesi gereken mercii belediyeden başkası değil. Bu konu derhal araştırılmalı, gereken önlemler alınmalı ve halk bilgilendirilmelidir.

Şimdilik bu hastalığa karşı alınabilecek önlemler:

  • Mümkünse hazır su tüketin.
  • Temizliğe önem verin.
  • Gerekli ilaçlamaları yapın, ya da belediyeye yaptırın :)

Sağlıcakla Kalın!

 Posted by at 04:53
Ağu 172009
 

Son bir kaç gündür posta hesabıma Kozanla ilgili verilen ama tutulmayan sözlerle ilgili mesajlar geliyor. Ben bu iletilerin içerdiği konulara bizzat şahit olmamama rağmen doğruluğuna inanıorum. İşte bu şaşırtıcı gerçeklerden birkaçı:

29sd2
“Kozan Kalesini Restore Ederek Turizme
Kazandıracağız ve Kozan Kalesi İle Kozan
Devlet Hastanesi Arasına Kuracağımız Teleferikle
Kaleyi Gezmek İsteyenlerin Hizmetine Açacağız.”
Mehmet Açıkgöz (1993)
MHP Kozan Eski Belediye Başkanı

(MHP Kozan eski Belediye Başkanı Mehmet Açıkgöz Kozan ilçesinde
2 dönem Belediye Başkanlığı görevi yapmış, Kozan Kalesini
turizme kazandırmak ve söylemiş olduğu teleferik için hiç bir çalışma başlatmamış
ve Kozan Kalesinde hala teleferik kurulmamıştır.)

“Arkadaşlar bugün KozanTv ekranlarından
Kozan halkına büyük bir müjde vermek istiyorum;
Kozan, İL, OL, MUŞ, TUR..!
Sayın Bakanımla az önce telefonla görüştüm.
Bu mutlu haberi sizlerle paylaşıyorum.”

Ahmet Yiğenoğlu (1993)
DYP Kozan Eski İlçe Başkanı

DYP Kozan İlçe Başkanı Ahmet Yiğenoğlu canlı yayınlanan açık oturum
proğramında bu müjdeyi vermiş fakat Kozan hala il olamamıştır…
Sayın Yiğenoğlu bu müjdeli haberden sonra yıllarca ilçe başkanı olarak görev yapmıştır.

“Bizden önceki hükümetler Kozan’a sahip çıkmamış,
yalan sözlerle oyalamıştır. DYP olarak biz iktidara
gelirsek Kozan’ı mutlak suretle il yapacağız…
Biz iktidara gelir de Kozan’ı il yapmazsak
iki yakam halkımın elindedir.”
Halit Dağlı (1993)
Eski Devlet Bakanı ve Eski Orman Bakanı

(Bu verilen sözden sanra DYP tek başına iktidara gelmiş ve Adana
Milletvekilimiz Halit Dağlı Devlet Bakanlığı ve Orman Bakanlığı yapmış,
defalarca milletvekili seçilmiş fakat Kozan ilçesi il olamamıştır.)

Tutulmayan çok sözler gördük ve daha da çok göreceğiz ama bu siyaset artık midemizi bulandırır oldu.

Bu bilgiler kozanbilgi.net tarafından sağlanmıştır.