Ağu 212010
 
kpss

2010 KPSS Sınavında 350 kişi eğitim bilimlerinde nasıl soruların hepsini doğru cevapladı?

A)     Evde 12 saat ders çalışarak.

B)      Evde 6 , dersanede 6 saat çalışarak.

C)      Evde 6 saat çalışıp 6 saat soru çözerek.

D)     Evde otobüste, yolda yolakta harıl arıl çalışarak.

E)      Hiçbiri. (Benim teorim aşağıda.)

Sabah kadın heyecanla uyanır;

Kadın:Kocacığım, kocacığım!

Koca: – Ne var ne oldu?

Kadın: Daha ne olsun, gördüm.

Koca: Yoksa, yoksa yoksa… Sayısal loto sonuçlarını mı?

Kadın: Değil.

Koca: Şans topu o zaman.

Kadın: Hayır.

Koca: 10 Numara?

Kadın: Hayır be daha da iyi, Rüyama aksakallı dede girdi. 2010 KPSS Eğitim Bilimleri sorularının cevaplarını verdi. Bak kaydettim, seninkinin cevapları diğer kağıtta.

Koca: Hadi be!

Kadın: Ne oldu?

Koca: Ya bu kadar sevinme, galiba ben de o rüyanın devamını gördüm. 348 Kişi daha soruların tamamını yapıyordu.

Kadın: Hadi ya!

Koca: Hay aksakallı dede ya.. İnsan sadece bize verir, şimdi insanlar kopya çektik sanacak.

Kadın: Olsun ya. Bu da yeter!

Sonrasında olanlar….

Un_Al Yarım_da_yağ: Efendim kopya söz konusu değil, olsa bilirdik.

Haberci: Efendim 350 kişinin soruların hepsini doğru cevaplaması sizce de biraz garip değil mi?

Un_Al Yarım_da_yağ: Neden olsun? Daha önce de ilkokul 3 lerde çarpım tablosu testi yapmıştık, orda 1000 kişi full çekti.

Haberci: Efendim aynı evden soruların hepsini doğru cevaplayanlat var, Tesadüf mü?

Un_Al Yarım_da_yağ: Onun gerçek sebebini bulduk. Kopya yok, aksakallı dede rüyalarında vermiş, bu kopya sayılmaz olsa olsa tesadüfi hata olur. Hem aksakallı dededen alındığına dair hiçbir delil bulunamaz.

Haberci: Haklısınız Efendim. Böyle mucizeler 40 yılda bir olur. Şimdi ne olcak efendim?

Un_Al Yarım_da_yağ: Hakedenler yerlerine atanacak, Aksakallı dede rüyasına girmeyenler başka bahara…

Bu da benim teorim

T.S

Ağu 142010
 
n212118656001_9231

Ermeni sorunu ve bunun dünyadaki yansıması, Türkiye üzerindeki baskılar ve en önemlisi gerçekler hakkında hepimizin bir fikri var. Gereğinde kalbimizle çoğu zaman dilimizle de buğz ediyoruz yapılanlara. Ama yeterli mi?

Bu sorunun cevabını Osmanlı Devletinin ermeni sorunu üzerine tuttuğu bir raporun günümüz Türkçesine Kozanlı yazar Bülent küçüktepe tarafından çevrilmiş, Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İsyanlar kitabını okuduktan sonra daha kolay cevab verebiliriz.

Kitap 1800 lü yıllarda Osmanlı Devletinin zayıflamasıyla, Yabancı devletlerin de maddi ve manevi yardımları ile ermeni milletinin beynine sokulan ve ermeni komitelerinin körüklediği, ihtilal düşüncesini, bu düşünce uğruna yapılanlar ve komitenin çalışmalarını detaylı bir rapor halinde incelemiş.

Yazar bu raporun ermenilerin mavi kitap diye adlandırdığı ermeni yalanlarına kanıtlarla ve gerçeklerle dolu bir cevap niteliği taşıdığını söylüyor.

Bu gerçekleri okurken bazen kendi insanlığımızdan nefret edecek, bazen nefretimiz tüm ermenistanı ruhumuzda eritecek kadar büyüyecek, bazen, özellikle de kitabın sonuna doğru yapılan mezalimler karşısında gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.

Ve en sonunda başta sorduğumuz sorunun cevabını bulmuş olacağız; Yeterli mi? Hayır değil, ermenilerin yaptıkları karşısında bizim kalple ve dille yaptığımız buğzun lafının bile olamayacağını anlayacaksınız.

Yazar aslında kendi imkanları ile bastırdığı kitapla bence bu mesajı veriyor. Ermenilerin içi yalanlarla dolu binlerce kitabına karşılık içi tamamen gerçeklerle dolu bu kitabı hediye ediyor.

Kendisine Teşekkür ediyoruz. Umarım böyle çalışmalar daha da çoğalır.

Ağu 092010
 
normal_kozan2

Bir zamanlar internet ortamından edindiğim arkadaşlara  Kozan’ı bilip bilmediğini sorduğumda adını bile ilk defa duyduğunu söylerlerdi.Bu bana çok sinir bozucu bir durum gibi geliyordu.Eminim sizede öyle geliyordur değil mi?Sözü fazla uzatmak istemiyorum.

Kozan yanlış hatırlamıyorsam eğer 2002 yılı yerel seçimlerinden sonra çok büyük bir gelişme göstermeye başladı.Gün geçtikçe de ister haber bültenlerinde olsun ister gazetelerde olsun sıkça Kozan’ın adını duymaya başladık.Ve bu gün yine bir gazete de Kozan’ı konu olarak almışlar ve Kozan’ı,kalelerini anlatmışlar.Gerçekten Kozan adına yazılmış güzel bir haber.Doğrusunu söylemek gerekirse Kozan’ın adının böyle güzel şeylerle anılması beni mutlu ediyor.

Tem 042010
 

Kazım Özgan iyisiyle kötüsüyle iki dönemdir Kozanımıza Belediye Başkanlığı yapıyor. Şehrin görünüşüne verdiği önemden ve yaptığı yoğun çalışmalardan dolayı halk arasında lakap bile takıldı. Kendisini en çok eleştirenlerden de biriydim altyapı sorunları yüzünden: Kazım Özgan neyi güzel yaptı, neyi yapmadı?

Geçenlerde Kozana yabancı bir arkadaşla Kozana geldik. Kozanı hayatında birkaçdefa görmüş, en son 5-6 sene evvel. Yollarda gezerken şaşkınlığını gizleyemedi, helal olsun bu başkana ne kadar değiştirmiş Kozanı dedi. İtiraf etmeliyim o ana kadar Kazım Özgan hakkında hiç öyl düşünmemiştim, çünkü ben ne zaman belediye başkanını düşünsem yarım saat içinde ırmağa dönen yollar gelir aklıma.

Gördüğüm diğer belediyelere de bakınca, ki bu belediyeler çok uzakta değiller, belediyemizin yaptığı çalışmalar göz önüne çıkıyor. Bu yüzden, Sayın Başkana teşekkürlerimi sunuyorum.

May 172010
 

Fenerbahçe’yi Neden Kimse Sevmez ki (fenerliler hariç)? Ben düşündüm ve analizlerim sonucunda bir çıkarımda bulunabildim. İşte o sonuç (tebrikler Bursa) :

Şampiyon olmadan tur atarlar, tüm kupaları önceden rezerve ederler, burunlarının büyüklüklerinden önlerini göremezler, tüm başarılarında kendilerini ilah gibi görürken başarısızlıklarında savunma mekanizmaları tıkr tıkır işler, tüm rakipleri küçümser, akıllarınca dalga geçerler, kimse onları sevmeyince de kıskanıyorsunuz, eziksiniz vs derler… Amaa…

Sizce bu fenerbahçenin psikolojisinin altında yatan nedir?

Doğru tahmin, eziklik… Nerden gelen eziklik biliyormusunuz, büyük komutan sounessin kadıköye bayrak diktiği günden kalan eziklik. Fener o gün bugündür bunun altından kalkmaya çalışıyor, ama olayı tamamen yanlış anlamış; o gün sounessin yaptığı bir zafer kutlamasıydı, onurlu ve haklı, fenerin yaptıkları ise eziklik ve intikam ateşiyle yanan bir kor. Bu eziklik, rakibin sahasında hayasızca küfür etme, götüyle top tutup rakiple dalga geçme, saha kazma, maç kazanma için her yolu mübah görme gibi ahlaka sığmayan onuçlar.

Ey Fenev, Söyle GS seni neden kıskansın, sana neden hased etsin, Galatasaraydan bir kaç galibiyet harici ne üstünlüğün var. Şampiyonluk eşit, diğer tüm kulvarlarda önde…

Diğer tüm taraftarlar seni sevmiyorsa bu senin kompleksinden ve terbiyesizliğinden kaynaklanıyor. Önce adam ol ki sevilesin, saygı göresin, böyle giderse şampiyonluğunu tebrik eden bir dost eli bullamayacaksın ve kendi …  pardon komleksinde boğulacaksın….

Oca 062010
 

Sizi ilgilendiriyormu bilmem ama beni çok ilgilendiriyor bu konu.Öncelikle şunu söylemeliyim ki büyükler bazen gerçekten haklılar.Neden mi?Örneğin benim annem olsun babam olsun bana ilk dedikleri şey olur kendine doğru düzgün arkadaş bul cümlesi.
Ben bu sözleri hiç kafaya takmadım.Ama şimdi birazda olsa pişman olmaya başladım.

Ben bu arkadadaş takımı ile ne zaman gezsem,eğlensem zararlı çıkan hep ben oluyorum.Sorun bendeki onları insan yerine,arkadaş yerine koyup muhattap oluyorum.Sonra da böyle şikayet ediyorum onları birilerine.Şİmdi buraya yazıyorum ya yanlış kişiliklerle arkadaşlık yapıyorum diye sakın ha arkadaşlarımın hepsini anlamayın.Çünkü aralarında öyle iyileri de varki bana kötü olanların yaptıklarını unutturuyorlar.Ben şimdi yaptığım tek şey o yanlış olan arkadaş takımı benden uzaklaştırıyorum.Tabii bazı yalancılarda var.Onlarda bu yanlış arkadaş takımının içine girerler.Benim yanımda gibi görünüp arkamdan kuyumu kazanlar bana yanlış yapanlar artık benden iki km uzaktalar.Bana bunları yapanlar,beni satanlar artık benim yanımda arkadaş diye dolaşamayacaklar.

Allahtan dileğim sizlerde yanlış arkadaşlarınızdan zarar görmeden uzaklaşırsınız.

Ve bu konu ile ilgili günün sözü:

3 çeşit arkadaş vardır;
Birincisi ekmek gibidir,hergün ararsın.
İkincisi ilaç gibidir,lazım oldukça ararsın.
Üçüncüsü ise mikrop gibidir ki sen onu aramasanda o seni arar bulur.

sabanyasar

Ağu 292009
 

Bu yazıyı yazarken bir deprem tellallığı yaparak halkımızı korku içine sokmak ve onları tedirgin etmek amacıyla değil aksine hızla büyüyen ve her gün yeni yeni devasa apartmanların dikildiği ilçemiz Kozan’da yetkililerin tedirgin olmalarını ve hazırlıklı beklemelerini sağlamaktır.

Kandilli rasathanesinden aldığımız verileri her gün KozanBilgi.Net ekranlarına anlık olarak yansıtıyoruz. Gördüğümüz kadarıyla hemen hemen her gün Kozan’da deprem oluyor. Fakat Richter ölçeğine göre değerleri küçük olduğu için fark edilmiyor. Fark edilmiyor diyorduk fakat yavaş yavaş kendini fark ettirmeye başladı. Yaklaşık bir yıl önceki verilere baktığımızda günlük 1.7 şiddetindeki depremler birkaç ay sonra 2.0 ve 2.4 şiddetlerine yükselmiş ve son bir aydır da 3.0 dan 3.5 arasında değerleri artık hemen hemen sabitlemiş ve birkaç günlük periyodik aralıklarla yaptığımız gözlemlerde 3.4 ün altına düşmediğini görüyoruz. Bu da bizi olası yüksek değerli depremlere hazırlıklı olmamız gerektiğini belirtiyor.

Geçtiğimiz günlerde Kozan’daki depremler hakkında açıklamalarda bulunan Jeofizik Mühendisleri Odası (JFMO) Adana Şubesi Başkanı Melih Baki, Kozan ilçesinde iki günde yaşanan 16 depremin kendilerini şaşırtmadığını, bölgede sismik hareketliliğin yoğun olduğunu söyledi.

Anadolu Ajansı Muhabirine açıklamada bulunan Melih Baki, özellikle Kozan ve İmamoğlu ilçeleri arasındaki Tepecik ören bölgesinde, yaklaşık iki yıldır çok aktif olarak sürekli deprem olduğunu vurguladı.

Kozan’da son günlerde yaşananların da beklendiğini ifade eden Baki, ”Akdeniz Bölgesi, sismik olarak son bir yıldır çok aktif bir süreç geçiriyor. Bölgede büyük bir deprem olması sürpriz sayılmaz” dedi.

Adana’nın bundan sonra ”uzak yakın, küçük büyük” tüm depremleri çok hassas şekilde hissedeceğini iddia eden Melih Baki, şöyle devam etti:

”Bunun en büyük nedeni, Çatalan içme suyu projesi sonrası kuyuların kapatılması. Kentteki içme suyu kuyularının kapatılmasıyla yeraltı suyu yükseldi. Çok katlı yapıların bodrumlarına su dolmaya başladı. Teknik araştırma yapılmadan regülatör köprüde suyun tutulması, yer altı suyunun yükselmesinde etkili oldu. Yakın bir depremde oluşabilecek hasar, beklenenin çok üstünde olacaktır.”

Melih Baki, Doğu Akdeniz’deki sismik hareketlilik göz önüne alındığında yapılması gereken en önemli konuların başında, daha önce Adana depremini geçirmiş binaların envanterinin çıkartılması geldiğini ifade etti.

Bu binaların olası yeni bir depremde nasıl bir tepki vereceğinin değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Baki, ”Yeraltı sularının yükselmesiyle zemin artık eski zemin değil. Bu nedenle bu binalar yeniden gözden geçirilerek, ne olabileceği araştırılmalı” diye konuştu.

JFMO Adana Şubesi Başkanı Baki, zaman kaybeden ilgili ve yetkili yerlerin bu durumu göz önüne alarak, gerekli çalışmaları hızla başlatmak zorunda olduğunun da altını çizdi.

Baki, Jeofizik Mühendisleri Odası olarak daha önce konuyu yazılı ve sözlü halde, Valilik ve Büyükşehir Belediye Başkanlığına da aktardıklarını sözlerine ekledi.

Evet, buradan anladığımız kısaca şu Allah hiçbir zaman göstermesin ama Kozan’da büyük bir deprem olabilir. Geçtiğimiz günlerde oluşan 3,4 lük depremin ardından Kızılay’ın deprem bölgesi olma ihtimali yüksek olduğu söylenerek Kozan’a gelmesi ve burada araştırma yapması da bunu doğruluyor. Fakat maalesef Kozan’da bu güne kadar deprem konusunda halkımızı aydınlatıcı hiçbir çalışma yapılmıyor, Ne Kozan Kaymakamlığından, ne Kozan Belediye Başkanlığından ne mimarlar odasından nede konuşması gereken diğer yetkililerin ağızlarından tek laf çıkmıyor.

Kozan’da deprem konusunda özellikle okullarımızda iyi bir eğitim kampanyası başlatılmalı yerel basın aracılığıyla halkımızın bilinçlendirilmesi ve deprem riskine karşı dayanıksız olan binaların tespit edilerek bu binaların depreme karşı dayanıklı hale getirilmesinin sağlanması ya da yıkımının sağlanarak risk ortamının kaldırılması gerekmektedir.

Türkeş Manga

Bilgisayar Öğretmeni

KozanBilgi.Net Kurucusu ve

Genel yayın Yönetmeni

Ağu 252009
 

Hani günümüzde moda olmuş artık küpe takmak.Kadınlı erkekli herkes takar günümüzde küpeyi.Kadınlar küpe takınca sorun olmuyor ama erkekler takınca genel türk insanları o kişiye pek sıcak bakmıyor.Ama Öğrendiğim bilgiler doğrultusunda Türk Tarihinde ünlü bir padişah daha takmış bu küpeyi.Hiç kimsede neden taktı diye arkasından konusmamıstır sandığıma göre.

Şimdi meraktan çatlıyorsunuzdur.Kimmiş bu padişah merak ettim diye bir yerlere bakıyor araştırma yapmak istiyorsunuz ama eriniyor bakmıyorsunuz.Siz rahatınıza bakın ve bu yazıyı okuyun yeter.

Siz diyorsunuz ya küpe takan erkekler biraz erkek değildir onun erkekliğinden şüphe duyarım diyorsunuz.Sıkı durun şimdi o padişahın ismini açıklıyorum.Yavuz Sultan Selim’de küpe takmıştır zamanında.Onun hakkında da umarım o türlü şeyler düşünmüyorsunuzdur.Zaten düşünmeyinde .

Yavuz Sultan Selim Mısır seferinde bir kölede gördüğü için takmıştır küpeyi.Mısırda Eskiden köle olanlar küpe takarlarmış.Köle oldukları anlaşılması için.Şimdi diyeceksiniz ki nerden girdi nerden çıktı bu.Yavuz Sultan Selim’de kendini Allah’ın kölesi olarak gördüğü için o da kendi kulağına küpe takmış.

Günümüzle ne alakası mı var?Hani olurda bu olayı bilip Yavuz Sultan Selim’in yaptığını benimseyip kendiside yapmış olabilir.Onun için diyorum ki garip garip bakmayalım.

Ağu 182009
 
chironomid2rd6

Tatarcık Hummasına sebeb olan Tatarcık Sineği

Kozanın yaz aylarındaki başının belası olan bir hastalık var, adı Şevkiye Hastalığı. Daha doğrusu halk arasındaki adı buymuş. Belediyenin sitesinde bu hastalığın, bir çeşit sinekten bulaşan Tatarcık Hastalığı olduğu söylenmiş. Bu hastalığın sebebi buysa neden önlem alınmıyor, sadece benim mahallemde, karacaoğlan, hasta olmayan kimse kalmadı.

Bahsi geçen tatarcık hummasının belirtileri:

Hastalık genel olarak birdenbire, titreme veya ürpermelerle ateşin yükselmesi şeklinde başlar, bazı hallerde önceden kırıklık, başdönmesi, bacak ve karında anormal hisler olabilir. Başlangıçta veya daha sonra baş ağrısı, gözlerde yanma, göz arkasında göz hareketleriyle ortaya çıkan ağrılar, ensede ve sırtta sertlik, oynaklarda ve taraflarda ağrılar, tat alma duyusunda değişiklikler, iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık veya sürgün, boğazda ağrı, burun kanaması, baş dönmesi olabilir. Damakta küçük veziküller görülebilir ve maküler veya ürtikeryal döküntüler gelişebilir.

Belirtiler şahit olduğum hastalardakilerle örtüşüyor.Belediye tarafında durum böyle, halk arasında ise tamamen farklı. Bu hastalığın içme sularından kaynaklandığı söyleniyor. Bakın facebookta bu konuda ne yazmışlar:

Henüz adını bilmediğim ama kozanlılar tarafından adına Şevkiye Hastalığı diye tabir edilen ateşli ve halsizlik yaratan bu hastalık içme sularına kanalizasyonun karıştığı söylenmektedir. Başımdan bir hadise geçti ve ben bunu anlamlandıramamıştım. Ben adanada muhasebecilik yapıyorum 2003 ten bu yana adanada ikamet etmekteyim. Bu yaz ailemi ziyaret için kozanın savruk yaylasına gidiyorduk. Yolda kozana gelen içme suyunun havasının alındığı biryer vardı oradan su içmek istedik. Su klorlanmıştı. Bunda şaşırılacak ne mi var? Su resmen süt kadar beyaz akıyordu. Buna sadece klor akıyordu da diyebiliriz. Bir içme suyuna hatta yayladan suyun doğduğu yeri bilirim, böyle bir suya neden bukadar klorlansın ki? Nedenini daha sonra annem ve kardeşimin hastalanmasıyla öğrendim. Kozanın suyuna kanalizasyon karışıyor ve bir çok insan bu sudan içerek hastanelere akınediyordu. Kozan belediyesi bunun olmadığını savunsa da halk yavaş yavaş bunu idrak etmeye başladı. Kimi yandaş ve yalakalar bunun aksini söylese de yine belediye işçileri suya kanalizasyonun karıştığını doğruluyor.
Sırf yerel seçimlerindeki prestijini düşünen kozan belediyesi bu olayları yalanlıyor ve kendi halkını hastalıklarla hatta ölümle başbaşa bırakıyor.

Kardeşlerim size soruyorum: Kozanlının sağlığı bu kadar ucuz mu, peki kozanlı bu kadar gerçeği göremeyecek kadar kör mü?

Kardeşlerim benim amacım kozan belediyesini yermek hatta evmek değildir. Benim amacım kozanı ve kozanlıyı hakettiği biçimde görmektir. Kozanda olmadığım için kozanla ilgili bir çıkarım olamaz ama ileride çocuklarımıza kozanı gösterirken kozanın güzelliğini bizim anlatımımızla değil kendi gözleriyle görsün isterim. Belediyeyi oyverenler olarak övmeyi ve yermeyi iyi bilirim. Benim için belediye başkanları piondur. Ben şah olan kozan a bakarım. Benim şahıma kim daha çok hizmet verir ve korur o benim belediye başkanımdır.
sevgi ve saygılarımla

ULUBAT GÜNEZ

Kulağa gayet mantıklı geliyor doğrusu. Böyle varsayımlarla bir yere varmak istemiyoruz. Kimsenin kafasını da bulandırmak, kimseye iftira atmak gibi bir niyetimiz de yok. Ama ters giden bir şeyler var ve bunu halletmesi gereken mercii belediyeden başkası değil. Bu konu derhal araştırılmalı, gereken önlemler alınmalı ve halk bilgilendirilmelidir.

Şimdilik bu hastalığa karşı alınabilecek önlemler:

  • Mümkünse hazır su tüketin.
  • Temizliğe önem verin.
  • Gerekli ilaçlamaları yapın, ya da belediyeye yaptırın :)

Sağlıcakla Kalın!

 Posted by at 04:53
Ağu 172009
 

Son bir kaç gündür posta hesabıma Kozanla ilgili verilen ama tutulmayan sözlerle ilgili mesajlar geliyor. Ben bu iletilerin içerdiği konulara bizzat şahit olmamama rağmen doğruluğuna inanıorum. İşte bu şaşırtıcı gerçeklerden birkaçı:

29sd2
“Kozan Kalesini Restore Ederek Turizme
Kazandıracağız ve Kozan Kalesi İle Kozan
Devlet Hastanesi Arasına Kuracağımız Teleferikle
Kaleyi Gezmek İsteyenlerin Hizmetine Açacağız.”
Mehmet Açıkgöz (1993)
MHP Kozan Eski Belediye Başkanı

(MHP Kozan eski Belediye Başkanı Mehmet Açıkgöz Kozan ilçesinde
2 dönem Belediye Başkanlığı görevi yapmış, Kozan Kalesini
turizme kazandırmak ve söylemiş olduğu teleferik için hiç bir çalışma başlatmamış
ve Kozan Kalesinde hala teleferik kurulmamıştır.)

“Arkadaşlar bugün KozanTv ekranlarından
Kozan halkına büyük bir müjde vermek istiyorum;
Kozan, İL, OL, MUŞ, TUR..!
Sayın Bakanımla az önce telefonla görüştüm.
Bu mutlu haberi sizlerle paylaşıyorum.”

Ahmet Yiğenoğlu (1993)
DYP Kozan Eski İlçe Başkanı

DYP Kozan İlçe Başkanı Ahmet Yiğenoğlu canlı yayınlanan açık oturum
proğramında bu müjdeyi vermiş fakat Kozan hala il olamamıştır…
Sayın Yiğenoğlu bu müjdeli haberden sonra yıllarca ilçe başkanı olarak görev yapmıştır.

“Bizden önceki hükümetler Kozan’a sahip çıkmamış,
yalan sözlerle oyalamıştır. DYP olarak biz iktidara
gelirsek Kozan’ı mutlak suretle il yapacağız…
Biz iktidara gelir de Kozan’ı il yapmazsak
iki yakam halkımın elindedir.”
Halit Dağlı (1993)
Eski Devlet Bakanı ve Eski Orman Bakanı

(Bu verilen sözden sanra DYP tek başına iktidara gelmiş ve Adana
Milletvekilimiz Halit Dağlı Devlet Bakanlığı ve Orman Bakanlığı yapmış,
defalarca milletvekili seçilmiş fakat Kozan ilçesi il olamamıştır.)

Tutulmayan çok sözler gördük ve daha da çok göreceğiz ama bu siyaset artık midemizi bulandırır oldu.

Bu bilgiler kozanbilgi.net tarafından sağlanmıştır.

Haz 162009
 

Ve gözlerin kapanır,
Derin mi derin bir nefes verirsin bu kez.
Ya can çekişir, çırpınır.
Ya da gülümsersin son kez.
Gerisini kimse bilmez,
Derin bir karanlık ve korkular,
Yolunu bulmaya yetmez,
Dedenin çizdiği bilişsel haritalar.

May 262009
 

Düzenlediğimiz bir anketten yola çıkarak Kozanda az da olsa blogcu olduğunu görüyoruz. Peki nerdesiniz?

Anketi düzenlerken çok fazla beklentimiz yoktu. Kozandan yüzlerce blogcunun çıkmasını beklemiyoruz ama olanların sayısını da bilmek istiyoruz. Bu arada da yeni blogcular kazandırmak istiyoruz. İşte anketimizin amacı bu.

Öncelikle anketimizin, devam etmekte, sonucunu değerlendirmek lazım. Şu an itibarıyla katılanlardan 6 adet blogcumuz var,  üçünün blogu yok ve iki kişi de blog kelimesi ile kişisel kavgalarını veriyor anlamını çözmeye çalışıyor. Önce bilmeyenler için kısa bir tanım yapalım:

Blog, ingilizce weblog kelimesinin kısaltılmışı olup Türkçede web günlüğü, günlük, günce gibikarşılıklar buılmuştur. İçinizde normal günlük tutan vardır, bu günlüğün herkes tarafından okunanını ve internette yayınlananını düşünün. İşte blog bu…

Gelgelelim Türkiye ve dünyadaki yer ve önemine. Bloglar tamamen kişisel sayfalar oldukları için halkın direk ilgi inanç ve ihtiyaçlarını yansıtır. Dolayısıyla pazarlama alanından tutun habercilik, siyaset, tarih her alanda kendisini hissettirmiş ve dünyada önemli yankılar uyandırmıştır.

Kullanıcılarına ücretsiz blog veren blogger sitesi milyar dolara google şirketine satılmıştır. Dünyada blogu vasıtasıyla sesini duyuran ünlü olan yüzlerce insan vardır. Hatta bu işi meslek haline getirip şirketler kuran, bilgisayar başından blog tutarak evini geçindiren milyonlarca insan vardır.

Bunlar işin ileri safhası tabii. Uzun zaman içinde oluşmuş doğal sonuçlar. Ama blogun gerçek amacı kendini ifade etmektir. Bu yüzden blogcu olmak sanatçılıkla eş anlamlıdır benim için. Blşogcu olabilmek için bir insanın bir çok özelliği kendinde barındırası gerekir.

O yüzden sevgili kozanlı blogcular, tüm Türkiyede örnekleri olduğu gibi, Kozanda da toplanalım,- tanışalım ve bu işi kollektif bir safhaya taşıyalım diyoruz. Görüşlerimize katılıyorsanız lütfen iletişime geçin. Saygılar, sevgiler.

May 252009
 

Chp nin eksiği yok aksine iki fazlası var: Deniz Baykal ve İşbankasında olan hisseleri. Çünkü bu parti artık halk parisi olmaktan çıkmış. Belirli elit dediğimiz bir zümreyi temsil ediyor bu yüzden de yılardır iktidara hasret. İşbankası hisselerine el koyulmalı, devlet yardımı kesilmeli ki halkın ne durumda olduğunu iyice kavrasınlar ve onu temsil edebilsinler.

May 252009
 

Bugün biraz siyaset günümdeyim o yüzden artarda iki parti hakkındaki görüşlerimi yazmak istiyorum. Birincisi başlıktan anlaşılacağı gibi mhp diğeri ise halkın partisi(?) chp.

Mhp den başlayalım, anadolu halkının nerdeyse tamamının doğu hariç, ideolojik yapısını temsil ettiği halde neden senelerdir iktidara gelemiyor. Neleri yanlış yaptı, neleri eksik yaptı da anadoluda kaleleri olarak gördüğü şehirleri bile kaybetti?

Birinci sebeb bence tek yönlü politika izlemeleri. Daha doğrusu tek boyutlu desek daha doğru. Nedir bu boyut, terör sorunu. Mhp bu konuda kein çizgilere sahip, güzel, köklü çözüm önerileri var, o da güzel, falan filan… Ama mhp, yi sadece şehit verdiğimiz zamanlarda görüyoruz siyaset sahnesinde ve başka hiçbir alanda göremiyoruz. Bu memleketin tek sorunu terör değilki. Örneğin ekonomi.

Bir anı anlatayım, kırşehirde zamanında kırşehir il başkanlığı da yapmış bir şahısla aşırı solcu bir şahıs, ikisi de çiftçi, çiftçilerin geleceği konusunda tartışıyorlar. İkisi de her konuda çelişiyor ama bir tek konuda hemfikirler: Çiftçiler için en doğru adımları chp atabilir. Bunu söyleyen adam mhp nin ankara ve kırşehir teşkilatlarında en yüksek kademelre çıkmış biri.

O zaman, şu soruyu haklı olarak sorabilirim: Mhp nin kendi içindeki yöneticiler dahi bu partinin ekonomik ve sosyal alanda iş yapamayacağını düşünürse halk neden inansın bu partiye, neden güvensin?

İkinci konu, dışardan bakan biri olarak, mhp denince aklım hep eli bıçaklı, sopalı, siyah takım elbise giyen, kaba konuşan insanlar gelir. Çünkü benim gördüğüm mhpliler hep öyleydi. Yani anlicanız halk içinde temsil konusunda da sorunlar var.
Az okuyorlar ve inandıkları ideolojinin temellerini bile tam bilmiyorlar.
Bu kadarla bitmiyor elbet; yönetici kadroya bir güvensizlik söz konusu. En başta devlet bahçeli olmak üzere yöneticilerin hepsi halkın güvenini kaybetmiş durumda.

May 252009
 

Yaklaşık 4 senedir Kozanda yaşamıyordum ve bu sene kendimi tekrar Kozanda buldum. Değiştiğini gördüğüm şeyler vardı ama hiç değişmemiş özelliklerde.

Evet, Kazım Özgan seçildiğinde ben gitmiştim. Kozanda bir çok eksik vardı şüphesiz ama bunlar benim pek de umrumda değildi benim düşüncelerim 4 sene yaşayacağım şehir üstüneydi. Ama 4 sene sonra geri döndüğümde değiştiğini gördüğüm ve beni memnun eden şeyler vardı. Neydi bunlar?

Öncelikle, aşağı çarşı. Buranın inşaat halini hatırlıyorum ve sonucunda neye benzeyeceğini çok merak ediyordum. Sonuçlar beni gerçekten memnun etti. Mekanların tarihi dokusu tekrar ortaya çıkmış, eski püskü dükkanlar bir güzelliğe bir düzene kavuşmuştu. Bu sokaklarda yürürken kendimi gerçekten değişik bir yerlerde hissederim. Bu yüzden Kazım beye teşekkür etmemek ayıp olur.

İkincisi, kozanlı gençlerin en çok uğradığı yerlerden biri olan Halk Eğitim Merkezinin ordaki basketbol sahası. Lisedeyken günümün yarısını orada geçirirdim ve oradaki gençlerin spor yapmaya çalışırken neler yaşadığını çok iyi bilirim. Delik deşik asvalt, patlamış borular dan çıkan pis sular, pis kokular, silinmiş çizgiler, kırılmış potalar ve en önemlisi eksik ışıklandırma. Burası Mehmet Açıkgöz tarafından yapılmış ve yapıldıkan sonra da kaderine terkedilmişti. Bu durumu sevgili dostum Ahmet Şahin ile gördük ve imza toplayarak belediyeye bildirdik. Sonuç şaşırtıcıydı, ağaçlandırma ve banklar hariç diğer tüm isteklerimiz bir buçuk- iki ay içerisinde yapılmıştı.

Burası ile ilgili bir diğer projemiz de “Geleneksel Sokak Basketbolu Turnuvasını” başlatmaktı. Bu konuda bizzat Kazım Beyden yardım isteyecektik. Ama herbirimiz bir yere gittiğimiz için bu işe bir türlü başlayamadık. Ama bir ara kozana geldiğimde, o da ne, bu iş organize edilmişti ve işin altında yine belediyenin imzası vardı. Bir teşekkür daha.

Adı Kaldırım Kazıma çıkmış biri olarak yaptığı kaldırımlardan bahsemeye gerek var mı bilmem ama ben bahsedeceğim. Geldiği günden beri Kozanın Çehresi olumlu yönde değişti. Parklar, kaldırımlar çok güzel hal almaya başladı.Tarihi alanlar tekrar canlanmış, piknik alanları düzenlenmiş. Kozanda gerçekten güzel şeyler olmuş doğrusu. Ama o da ne?

Güzel gitmeyen şeyler de var. Alt yapı. Malesef her yağmur yağdığında Kozan baraj gölüne dönüşüyor. Üstelik bunun olması için de öyle ahım şahım bir yağmura gerek yok. Küçük bir çilenti yetiyor. Bunu emaille Başkana belirttiğimde cevap çok politik: “Dönemimizde 90 bin metrekarelik kanalizasyon projesinin 75 bin metrekarelik kısmı tamamlanmıştır.

Bunu emaille Başkana belirttiğimde cevap çok politik: “Dönemimizde 90 bin metrekarelik kanalizasyon projesinin 75 bin metrekarelik kısmı tamamlanmıştır. Bundan halihazırdaki projenin tamamlanmaya çalışıldığını anlyorum ama bu herşeyin yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Demekki yeni projeler, demekki daha çok çalışmak gerekiyor. Benim cevabım, Sayın Başkan, kozanda 4 mevsim yaşanıyor. Görüünüşe öre sadece bahar ve yaz aylarını ve sadece göz zevkini düşünerek projeler geliştiriyorsunuz. Ama Allahın yarattığı bir kış mevsimi var ki… Yağmur yağdığında sokaklarda yürüyemiyor, karşıdan karşıya geçemiyorsunuz. Amacınız Kozanı venedik yapmaksa, bari bir kaç kondol koyun, yok değilse lütfen şu yollara bir kaç kanal kazdırın. Herşeye rağmen teşekkürler Başkan, Emeğine Sağlık.