May 222011
 
gülüm

Gülüm

GÜLÜM

Senden başka kimsem yok.

Herkesin inandığı şeyler çok.

Artık yamalar da kapatmıyor açığını.

Ne düşünürsün sen ardını.

Gel artık gülüm!

Hiç susturamadım sensiz yüreğimi.

Bastıramadım içimdeki bu isyanımı.

Haykıramadım arzularımı içime attım.

Gelmezsen neyler bu beden ben hep seni ararım.

Gel artık gülüm!

 

HAKAN AKILLIOĞLU

May 152011
 
untitled

Ucuz aşk şiirlerini ucuz buluyordum.
Ama daha da ucuzunu ben yazıyordum.
Çünkü kalbimin her hücresiyle seni seviyordum.

Dizilerde başrol oynuyordum,
Aşk romanlarında baş karakter,
Bir romeo oluyordum,
Bazen Mecnun.
Her yerde seni buluyordum,
Ve aşkın her zaman farklı tat veriyordu bana
Bazen neşeli oluyordum,
Bazen mahzun.
Bazen mağrur,
En sert müziklerde baş kaldıryordum acıya.
Öyle hapsediyordu ki beni gurur,
Telefona uzanamıyordu elim,
Kilitleniyordu dudaklarım seni görünce.
Bazen üstün geliyordu nefretim,
Küfürlerim şiirlerime karışıyordu,
Aynı duyguları yaşıyordum.
Rüyalarım kabuse dönünce.

Serdar Ümit

May 142011
 
49890

Mazi değil sanki, dümdüz birleşmiş zaman
Yakın uzak hepsi bir, bulutlar oluşmuş anılardan.

Seni düşününce dağılır kara bulutlar,
Hiç üşütmez, ne kadar şiddetli esse de rüzgar.
En güzel halini alır gökyüzü
Loş ışıklı göz almayan, ten yakmayan
Tek renk gökyüzü masmavi, ve beyazlar…
En zor anlarımda seni düşünürüm, sensin beni anlayan.
Rıhtımı olursun yorulmuş gemilerimin, yorgunluklarım sana sığınırlar…

May 142011
 
b-301824-zaman


Zamana dargınım ben,
O yüzden doğum günümü unutur,
Günlüğe sırasız yazarım.
Zamana kırgınım ben,
Seni benden ayırır,
Ateşsiz çırasız yanarım.
Saniyeler yıl olur,
Ana dönüşür yıllarım,
Mutluluklar kısalır,
Uzadıkça uzar acılarım.
Zamana küskünüm ben,
En acı hatırlarım bile,
Mutludur şimdikinden.
Zamana kızgınım ben,
Kadir kıymet bilmez,
Yağlı bir urban gibi kayar da elinden
Gitti mi geri gelmez.

May 122011
 
24051.imgcache


Ben seni nasıl sevdim, bilmiyorum.
Belki gökyüzü çok maviydi o gün,
Beyaz bulutlar düğüm düğüm,
Ben seni nasıl gördüm bilmiyorum,
Belki güneş, belki melekti gördüğüm.

Nihilist bir ıslık vardı dudaklarımda,
Ömer hayyamcılık oynuyordum,
Aşkı bir kenara at da,
Buram buram isyan kaynıyordum.

Ben seni nasıl buldum bilmiyorum,
Beynimde binlerce karışık insan yüzü,
Hepsi aynıydı, hepsi sıradan.
Birbirine benziyordu, tersi düzü.
Sonra sen çıktın, aradan.

Sırtımda geçmiş aşklardan kalma bir kambur,
Ve senin etrafında dönen bir kasırga.
Kolaysa kurtul bu aşktan,
Ya da kolaysa durdur.

Ben sana nasıl kandım, bilmiyorum.
Belki gözlerindeki göktü,
Belki gökteki yıldız kanıma giren,
Bükülmez derdim bu kalbin bileği,
Üzerime çöktü birden,
Sahte cennetinin direği.

Yine de birgün gideceksen,
Veda etmeden gitme.
Benden bir cümle beklersen,.
Gözlerime bakmayı ihmal etme.

Serdar Ümit

May 122011
 
anilar
Kısık gözlerimin arasına dolan yaşlardan,
Bakıyorum buğulu hayaline.
Üzüldüm belki ama,
Bu kadar ağlamadım son gidişine..
Sevgin en çok sen yokken büyük,
Senle olmayı bilmem de
Sensizlik koca bir yük.
Pişman olsam da kime ne
Bunu kendime ben ettim.
Ayrılığa sızlanırken.
Hayalini kaybettim…
Sakın yanlış anlayıp sözlerimi,
Yüreğin mutlanmasın,
Senle ya da sensiz ben varım.
Üzülür ağlarım zira,
Senden değerli anılarım.

Pişman olsam da kime ne,
Bunu kendime ben ettim.
Üzülür ağlarım çünkü,
Anılarımı kaybettim…
Serdar Ümit
May 042011
 
yOLCU

YOLCU

Sanma buralar senindir yolcu

Kendini hazırla ebedi hayata

Herkes burada yolcudur yolcu

Orası hazır hepimizi ağırlamaya

Ey yolcu!

Nerede tükettin bu ömrü

Nerede gezdin bu kadar

Hep kabul ettin önündeki menüyü

Neyin faydalı olduğunu biliyor muydun? Ey yolcu!


HAKAN AKILLIOĞLU,2010

 

Nis 292011
 
eftihis_ysm

Başımıza kötü bir olay gelir ya o durumu kötüleriz,isyan ederiz.Önemli olan başkalarının başına aynı olay geldiğinde de aynı duygular içinde olabilmemizdir.

Zordur kötülüğe ve kötüye karşı çıkmak,bir işi yapmak ve başarmak.Uzaktan kolay gelir tıpkı davulun sesinin uzaktan hoş gelmesi gibi.Zordur her şeye rağmen insanca yaşamak,hayatın anlamını kavrayabilmek ve zorluklara karşı mücadele edebilmek.Hiçte kolay değildir söylenenleri umursamayıp bağımsız ve özgür olabilmek.

Kendi özgürlüğüne sahip çıktığın kadar,karşındaki insanın özgürlüğüne de sahip çıkabildiğin kadar değerlisin.Yaşamasını bildiğin kadar yaşam dolusun ve hayatından zevk alabildiğin kadar mutlusun.Çevrene olumlu bakabildiğin kadar umutlusun ve doğaya saygı gösterdiğin kadar iyisin.Her şeye rağmen yaşamaya devam ettiğin için başarılısın ve sabırlı olduğun kadar inançlısın.

İnsanca,dostça,arkadaşça,kardeşçe yaşamadıktan sonra 1000 yıl yaşasan çokta bir şey fark eder mi ?

Gülmek varken ağlamak niye ?

Çalışıp kazanmak varken boş durmak niye ?

Yaşayıp mutlu olmak varken üzülmek niye ?

Dostların dünyasında bu kin bu öfke niye ?

HAKAN AKILLIOĞLU

Şub 122011
 

Kozan’ da girmiş olduğum bir alışveriş merkezinde böylesi bir görüntü ile karşılaştım… halkımız geri dönüşüm kutusunu çöp kutusu gibi kullanıyor…  Bence çok doğal Kozanlı farkı işte…

Kas 142010
 
163603_10150143773076241_114612861240_8425907_4783365_n

Arkadaşlardan birinin biraz çılgın biraz hayalperest projesi için yukarı çarşıda dükkan arayışına çıktık. Resimlerini çekip bu arkadaşa yollayacak, o da eğer projesi için uygunsa gelip değerlendirecekti.

Herşey, belediyenin burada ticareti canlandırmak için destek verdiği haberiyle başladı. Aklımda fotoğrafçılık alanında bir proje vardı ve belediyenin vereceği destekle bunun gerçekleşebileceğini düşünmüştüm. Projemi arkadaşa aktardığımda o biraz değiştirmiş ve kendi projesini oluşturmuştu. Fransız usulü bir kafe-kıyafet karışımı bir mekan… Bu arada arkadaşın yurtdışı bağlantılarının olduğunu da hesaba katmalıyız…

Neyse aldık fotoğraf makinamızı ve düştük yollara… Yukarı çarşıdan başladık işe… Gördüğümüz tüm boş dükkanları çekiyorduk, bu arada bizi görenler ya gazeteci sanıyor, ayağa kalkıyor, ya da turist sanıp helloo diyerek selamlıyordu. Eğlendik ama esnafa kulak verdiğimizde, belediyenin çabalarının haklı ve yerinde olduğu ama eksik olduğunun farkına vardık.

Buraların canlanması için belediye çevre düzenlemesi hakkında üzerine düşnenin çok daha fazlasını yaptığını zaten biliyoruz, hatta son zamanlarda dükkan kiralarına kadar yardım yapmaya başlamış. Zaten ucuz olan dükkan kiraları ki 250 liradan başlıyor, bedavaya geliyor.

İnsan belediye daha ne yapabilir diye düşünüyor ama esnaf ekliyor. Herşey güzel hoş da, dükkan kiraları bedava da olsa nafile çünkü buraya insan gelmiyor, diyor.

Ve ekliyor, buraya insan gelmesi için resmi binaların tıpkı tarihte olduğu gibi buraya taşınması gereklidir diyor. Esnaf abimizin fikrine artısını eksisini düşünmeden katılıyoruz. Ve belediyeyi kutluyoruz çabaları için…

Eyl 282010
 
b-115025-yanılgı

Bazen yanılmış olmayı istersin, o gördüğüm karakter, o yaşadığım olay filmlerden fırlamış kötü adam, gecelere sığmamış bir kabustu demek istersin. Kabullenemezsin ne kendine ne de rüyalarında kalan saflığıyla bu lanet dünyaya yediremezsin.

Bazen yanılmış olmak istersin, tüm bunlar benim kuruntum, gerçek bambaşka. O kadar olumsuzum ki, olumsuz olan herşeyi çekiyorum, tam zıddı olması gerekirken.

Bazen çıkarımlar yaparsın, işittiğin bir sözden, okuduğun bir kitaptan, gördüğün bir haberden… İyiyse sorun yok da bazen tutturursun sonunu. Başarına sevinemezsin yıllardır yapmaya çalıştığın bir şeyi başardığında, insanları anladığına, kendini anladığına sevinemezsin, keşke yanılmış olsaydım dersin.

Bazen yanılmış olmak istersin, çocukluktan beri içinde büyütüp süslediğin, inanmaya kıyamadığın ideallerin suya düştüğünde, kahramanlarının aslında alçak birer pislik olduğunu öğrendiğinde, dünyanın aslında tam bir tuvalet olduğunu gördüğünde, gözlerine inanmazsın, inananamazsın. Yanılmış olmayı dilersin.

Kendimi ve insanları tanımaya başlıyorum. Vardığım her karar olumsuz, her insan hayata at gözlükleriyle bakmakta. Eski erdemler solup giden bir akşam güneşi gibi herkes sırtını dönmüş çoook uzaklardan doğacak güneşe bakkıyor. Halbuki güneş daha arkalarında…

Sözün özü, bu aralar hergün yanılmış olmayı arzuluyorum.

Eyl 272010
 
sıkıntı

Bağımlılıklar belki de hayatımızı yönlendiren en önemli cemcuk yapılı kavram. Tam zıddı bağımsızlık ise tek başına kullanıldığında hayatınızda yıkıcı etkileri olabilir. Zıtlıkların ortasını bulmak başlı başına bela. Bir taraftan bir tarafa savrulmaksa başınızı döndüren etkisinden hoşlanmayacağınız, sonu başağrısıyla biten mide bulantılı iğrenç bir sarhoşluk durumu.

Ne yapmak lazım azizim. yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal. Sağa gitsem kurtlar sola gitsem çakal. Geriyi hiç düşünmüyorum bile. Tek yol var o da sikimin doğrusu. Onla başlanılan bir işin de hayırla biteceğini söylemek, küfürle eş.

Ne yapsam nereye gitsem bilmem ki. Derinnnn bir nefes almak isterim, ortalık yanık apış arası kokuyor. Dağların zirveleri bile artıkferahtan çok uzak. Serinlik mi, belki cehenmmen artık daha serindir. Sonumuz yakın mesafe, hem o türlü, hem bu türlü.

Ne yapsam nereye gitsem nasıl etsem, kendini belli etmeyen bir yalnızlık var çevremde. Yalnız olduğumda içimden gelen o ses artık yok. Her neyse o, beni terketti artık belli. Kalabalıklar yalnızlık, yalnızlıklar tam yalnızlık artık.

Sildim üzerimdeki bağımlılıkları, bir de alışkanlıklar edinebilsem bağımlılıkları unutturan. Hoş onlarda ilerde yeni bağımlılıklar doğuracak ama ben çivi çiviyi söker felsefesinden vazgeçeyeceğim. Ve… Çivi çiviyi hiç bir zaman sökmeyecek.

Eyl 162010
 
referandum_001

Direk ve derinden konuya girmek istiyorum. Referandum sonuçları malum, %58 e %42 evet üstün geldi ve halkın iradesi anayasa maddelerinin kabulu yönünde tecelli etti. Bu sonuçların ülkeye neler getireceği önümüzdeki yıllarda netlik kazanacak ama referandumdan geriye kalan bazı istatistikler ve insan manzaraları bazı endişeleri beraberinde getiriyor.

Nedir bu istatistikler?

Öncelikle evet ve hayırların geldiğii tabana bakmak gerekecektir. Örneğin doğu illerinde nerdeyse halkın tamamı evet oyu kullanmış. Buralar, okuma yazma oranının çok düşük olduğu, ve muhalefetin de deyişiyle insanların buzdolabı, battaniye, kömür gibi bilimum yardımlara muhtaç oluşu bakımından elzem bölgeler. Ayrıca pkk denilen örgütün desteklendiği, ya da zorla destek sağladığı bölgeler.

Malumunuz, referanduma akp pkk işbirliği dedikodularının gölgesinde girdik. Genel vatandaş profili, kafası karışık, kime güveneceğini kestiremeyen, ama yüzde doksanının müslüman olduğu bu ülkenin, beş vakit namazını kıldığı için gözü kapalı verdiği oyların içeriğini değil, kime gideceğini düşünen insanlardan oluşuyor.

Yani, yoksul ve muhafazakar, aynı zamanda da maddi dertlerle ilgilenmekten, kitap okumaya, yazmaya, eleştirmeye pek fırsat bulamamış kesim, verdiği üç beş torba kömür, bir kaç battaniye ve bir kaç kaldırım çalışmasından dolayı evet yönünde oy kullandı.

Ama diğer tarafta da okuduğu halde birşey anlamayan, kimin ne olduğunu kestirememiş, hükümet muhalefet dahil devleti yönetenlerden hiç kimseye güvenmeyen, devlet içindeki dengelerin korunmasından yana olan bir kesim var.

Bu kesim muhalefete güvenmemekle birlikte, hükümete de güvenmemekte ama yine de hükümetin devletin tüm kanallarında kadrolaşmasını istememekte. Doğal olarak da hayırlı oy kullanmakta.

Sonuç, kaos içinde bir ülke. Hiç bir güvenirliği olmayan bir referandum, demokrasi diye diye ezilen, yok sayılan bir demokrasi. Zira demokrasi çoğunluğun dediğinin olduğu değil, üzerinde uzlaşılanların olduğu, gerçekleştiği bir sistemdir. Yüzde 52 evet dedi diye yüzde 42 lik bir kesimi yok sayamazsınız. Sayarsanız bu zorbalık olur ve bir gün gelir sizi bulur.

Referandum sonuçları ülkemize hayırlı olsun!