Serdar Ümit

Kozan'da doğmuş, Kozan'da yaşamış ve Kozan'da ölmeye niyetlenmiş kişilere kutsanmış anlamında Gozanlı denir. Gozanlı olunmaz Gozanlı doğulur. Bu da böyle biline...

Haz 062008
 

Anayasa Mahkemesi türbanın üniversitelerde serbest kalmasıyla ilgili dava da türbanın yasak kalması yönünde karar aldı. Vatana millete hayırlı olsun diyorum ama bu tartışmanıın da hiç bir zaman bitmeyeceğini vurgulamak istiyorum. Ekonomik krizler yaklaştığında, milletin dini inançlarının kullanma vakti geldiğinde, iktidarların başı sıkıştığında bu tartışma tekrar hortlayacakır. Birileri bu bizim özgürlüğümüz, hakkımız diyecek, diğerleri laiklik elden gidecek, rejim yıkılacak diye bas bas bağıracak. Bu kısa hayatım da ben bile ezberledim bu oyunları ve iğrendim.

Ne olursa olsun bu manasız tartışmann kısa bir süre de olsa bitmesi sevindirici. Dinsiz bir insan değilim ama başörtüsünün din için en önemli şey olduğunu da sanmıyorum. Bana göre bir kadın başı açık olarak da cennete gidebilir, yeter ki İslam dininin diğer önce gelen şartlarını yerine getirsin. Bir türban için bas bas bağırmaya gerek yok helle bu mesele ülkenin ekonomik durumunu olumsuz bir yönde etkiliyorsa.

Diğer tarafa gelince; bir türbanın serbestliği ile laikliğin elden gideceğini, rejimin tehlikeye gireceğini hiç mi hiç düşünmedim. Bunu sadece bu aralar sıkça başvurulan korkutma stratejisinin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Ama şunu unutmayın; bu ülkenin insanını yönetmek için olmadık yollara başvurmanıza gerek yok. Bu millet zaten devletine gönülden bağlıdır ve onun için gerekirse malını canını vermekten çekinmez, ama bu özelliklerinden dolayı milleti aptal yerine koymaktan vazgeçin artık!

May 272008
 

Lübnan’da erkekler yasal olarak hayvanlarla cinsel ilişkiye girebiliyorlarmış. Bu hayvan dişi olmalıymış olmazsa da cezası ölümmüş! ( Ne düşünce ama!)

Bahran da ( neresiyse ) erkek doktorlar kadınların cinsel organlarını muayene edebiliyorlarmış, ama sadece aynadan bakarak. Sadece yansımasını görerek! ( Yansıması ters olmaz mı?)

Hong Kong da aldatılan kadın kocasını öldürme hakkına sahipmiş ama sadece ellerini kullanarak (silah yada araç yok). Diğer taraftan kocanın sevgilisi istenilen şekilde öldürüebiliyormuş. (İşte adalet bu!) Continue reading »

May 172008
 

nasıl olduysa birden adımı unuttum
adını unuttuğum o sıcak şehirde
yıldız alacası yüzen bir zakkum
yanımda o hayal kız ikide birde
yolumu gözlerine bakıp bulduğum

sahi ben ne hırçın bir çocuktum
ele avuca sığmaz aklı fikri şiirde
mısra mısra başımı belaya soktum
İzmir cezaevi dokuzyüz kırk bir’de
kaşla göz arası liseden kovuldum

inanmakta geç sevmekte çabuktum
bazen yaşadıklarım aklıma gelir de
kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum
istenmeyen adam hemen her devirde
hemen her devirde ateşten bir buluttum

binlerce umuttan belki bir umuttum

Attila İlhan

May 162008
 

kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

ATTİLA İLHAN

May 152008
 

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Attila İlhan

Nis 222008
 

İnsan ne ise günlüğünde onu yansıtır:D Yeni bir blog atasözü gibi oldu. Neyse ben bu aralar depresyonla birlikte anılmaya başladım. Annem bile arayıp”hayrola oğlum gene depresyondaymışın” diyor. Durum bu derece vahim:D Yeterince de tecrübeli olduğum için bu konuda yazı yazmaya karar verdim. Ama gel gelelim yeterince çalışkan değilim. Yani gereğinden fazla tembelim. Bu yüzden yazıyı kendim yazmak yerine yazan birinden (ç)alıntılıyorum.

Depresyon duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendisini gösteren bir durumdur. En dikkat çekici belirtisi çökkün ruh hali ile ilgi ve zevk almada belirgin azalmadır. Depresyondaki kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir. Eskiden en severek yaptığı işler bile artık zevk vermez olmuştur. Kişi kendini hüzünlü ve yalnız hisseder. Kendisine ve çevresine ilgisi azalır. Yoğun suçluluk duyguları olabilir. Herkese yük olduğunu düşünüp gereksiz yere sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünür. Genellikle iç sıkıntısı, daralma, huzursuzluk ile birliktedir. Bazen kendisinin tüm duygularını yitirmiş gibi hissedebilir.

Depresyon zihinsel faaliyetlerimizi de engeller. En sık görülen belirtiler dikkatini toplayamama ve unutkanlıktır.

Depresyonun davranışlardaki etkisi enerji azalmasına bağlı hareketlerde yavaşlama, aşırı halsizlik şeklinde olur. Basit günlük işler bile kişi için bir yük olmaya başlar. Sosyal ilişkilerden kaçınır, yalnız kalmayı tercih eder, sorunlarını ve sıkıntılarını paylaşmaz. Cinsel ilgi ve isteğinde de belirgin azalma olur.

Bazı bedensel belirtilerde depresyonda ortaya çıkabilir. İştah da belirgin azalma kilo kaybı bazen tam tersi aşırı yeme eğilimi olabilir. Sık görülen belirtilerden biri de uykusuzluktur. Uykuya dalamama, uykunun sık sık bölünmesi veya sabah çok erken uyanma şeklinde sorunlar görülebilir. Bazı kişilerde aşırı uyuma eğilimi olabilir. Bu kişiler çok uyumalarına rağmen dinlenmiş olarak uyanmazlar. Baş, boyun sırt, eklem ağrıları, mide-bağırsak şikayetleri eşlik edebilir.

Tüm bu belirtiler en az iki hafta sürekli olarak devam eder. Kişinin mesleki, ailesel ve kendisi ile ilgili sorumluluklarını yapmasına engel olur.

SÖZÜ EDİLEN BU BELİRTİLERİN HEPSİNİN AYNI KİŞİDE ORTAYA ÇIKMASI GEREKMEZ. Bazen depresyon bu belirtilerin bir kısmıyla kendisini gösterir. Ayrıca belirtiler hafif, orta, ağır şiddette olabilir ve belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişebilir.

TEDAVİ

Kişiler çok farklı sebeplerden dolayı depresyona girebilirler. Bazen bu sorunlar bir yakının kaybı, ayrılık, iş kaybı, aile sorunları, maddi nedenlerden biri olabilir. Bazı durumlarda ise herhangi bir sebep olmaksızın kişi depresyona girer. Bu durumda kişi tam bir şaşkınlık halindedir. Herhangi bir sorunu olmaksızın niçin bu duruma düştüğüne bir anlam veremez. Bu durumlarda sorunun kaynağı diğer hastalıklarda olduğu gibi ( örneğin yüksek tansiyon, şeker gibi ) biyolojik sebeplerdir. Bazı kişilerde de ise ırsi olarak depresyon görülebilir. Yakın akrabalarında depresyon olan kişilerin depresyona girme oranı yapılan araştırmalarda daha yüksek bulunmuştur.

Sorun ne olursa olsun, depresyon ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın kişinin depresyondan kurtulamamasının sebebi tedavi olmamasıdır. EN UYGUN DEPRESYON TEDAVİSİ İLAÇ TEDAVİSİ VE PSİKOTERAPİNİN BİRLİKTE YÜRÜTÜLDÜĞÜ TEDAVİDİR. TOPLUMDAKİ YAYGIN İNANCIN AKSİNE DEPRESYON TEDAVİSİ İÇİN KULLANILAN İLAÇLAR KESİNLİKLE BAĞIMLIK YAPMAZLAR VE UYUŞTURUCU DEĞİLDİRLER. Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. İstenildiğinde doktor önerisi ile rahatlıkla kesilebilirler.

İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi tedavinin etkisini artırmaktadır. psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır.
İşte bu da kaynak: http://psikiyatri.yyu.edu.tr/depresyonned.htm

Nis 162008
 

Arkadaşlık siteleri almış başını gidiyor ama hepsi de bir süre sonra yeni çıkana yenik düşüyor. Önce myspace vardı, şimdi facebook ya sonra. Bence sıradaki akım netten ücretsiz mesajlaşmayı mümkün kılan jaxtr.com sitesi. Buradan dünyanın her yanındaki arkadaşlarınıza ücretsiz sms gönderebiliyorsunuz. Yapmanız gereken sadece üye olmak ve numarayı girerek gönder tuşuna basmak!

Bana sms göndermek isterseniz ya da arkadaş listenize eklemek isterseniz bu adresi kullanın:  http://www.jaxtr.com/uyasar

Nis 162008
 

Mefeka Dünyaca ünlü Rus Yazar Dostoyevskinin hayatını değiştiren olay hakkında yazmış. Konu yaşama sevinci, umarım böyle olaylara gerek kalmadan hepimiz bu hayatı yeterince değerli görecek sevgiyi ve sevinci buluruz.

Dostoyevski’nin hayatını değiştiren olay neydi biliyor musunuz?

Kendi idam sahnesi…

Çar’ın baskı döneminde, arkadaşlarıyla bir sohbet grubu kurmuştu. Yakalandı. 28 yaşında idam isteğiyle yargılandı. Mahkemenin sonucunu beklediği gece hücresinden alındı. Ölüm kararı yüzüne karşı okundu. Papaz günah çıkarttırdı. Gözleri kapalı olarak bir direğe bağlanıp, müfreze karşısına geçirildi.

“Ateş” emrini beklerken gerçek karar bildirildi kendisine… Aslında mahkeme 8 yıl hapis vermiş, Çar bunu 4 yıla indirmişti; ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmıştı. Böylece “ölüm”le tanıştı; oysa bu sefil oyunda asıl keşfettiği şey, “yaşam”dı. Stefan Zweig’a göre 4 yıl sonra yaralı parmaklarından zincirleri çıkardıkları zaman sağlığı bozulmuş, şöhreti  uçup gitmişti, ama kırık dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fışkıran tek bir şey vardı:

Yaşama sevinci…

Durumu en iyi anlatan cümle Nietzsche’nindir:

Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar”.

Nis 122008
 

Hürriyet yazarlarından Yılmaz Özdil türbanlı sayısındaki artış ile ilgili çok güzel bir yazı yazmış. İşte bu yazdıda en beğendiğim ve saçma kısım.

Bağdat Caddesi’ne en lüks ciplerle giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Nişantaşı’na kolunda Miu Miu çantayla giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Adeta bedavaymış gibi, koli koli altın-gümüş almak için Kapalıçarşı’ya giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Vakko’ya giren? Arttı… Kanyon’a, İstinyepark’a giren? Arttı… Viyana’nın en ünlü alışveriş caddesi Graben’e giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Londra’nın en pahalı restoranı Hakkasan’a giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… New York’ta Amerikalıların bile girmeye çekindiği, Takashimaya’ya, Saks’a giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Paris’te La Fayette’e, Stuttgart’ta Breuninger’e giren? Arttı… Roma’da Bvlgari’nin, Ferragamo’nun, Fendi’nin sıra sıra dizildiği Via Condotti’ye giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı…

Üniversiteye giren?

Artmadı!

5.5 yıldır kim iktidarda?

Üniversiteye giren? Artmadı… (Ulan …. Artmaz tabii, çünkü yasak!
Yazının tamamını buradan okuyun:http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7813087.asp?yazarid=249&gid=61&sz=60484

Nis 122008
 

Hep aklımda bir soru işareti olarak lan bir soru idi. Neden bu kadar az kadın şair. Bunun bir araştırmasını bilem yapacaktım. Ama Tansu günay benden önce davranmış ve konuyu çözmüş. Çünkü bütün şiirler kadınlara yazılıyor:D. Çevremde bir sürü şiir yazan kızlar var ve hiçbirisi şiirlerini yayınlama cesareti göstermiyor. Çaktırmadan Tansu kardeşimizin tezini çürütmüş olduk ama neyse:D

Nis 112008
 

Issız yalnızlıklar ortasındayım,
Sessiz çığlıklar duyuyorum,
Hayalinle gizlediğim sensizliğimi,
Bir ben biliyorum.

Aradığım bir yol mu,
Yoksa ben miyim aranan?
Yaşadıklarım kader mi,
Yoksa başkaları mı yanlış davranan?

İsyan beynimde soğuk bir su gibi,
Beni engelleyen küçük bir ateş.
Bulmak istiyorsan benim kaybettiğimi,
İşte yüreğim, işte hançer; hadi deş!

Anlamadım, anlamayacağım seni,
Pişman da olmayacağım çabalarıma,
Yorgunluğum, uykulu gözlerimde bir nokta,
Eğer, gücün yeterse; cesaretin de varsa,
Anlayabiliyorsan, artık sen beni anla!

Nis 072008
 

Haklısınız böyle bir başlık olmaz, savaşın ama dünyay zarar vermeyin, bu nasıl mümkün olabilir! Hem savaşmak hem de dünyaya zarar vermemek. Ama malesef gördüklerim bu sözleri söyleyecek kadar ümitsizliğin içinde olduğumu gösteriyor.

Bu sözden neler çıkar? Bu sözden savaşın durdurulmasının mümkün olmadığı çıkar çünkü insanlar hepten aptal olmasa da, yukarılara çıkan aptal birileri olacak, hep daha fazlasınısını isteyen birileri hep olacak.

Bu sözden insanların değersizliği çıkar. Benim için önemli olan artık gelecek nesillerdir. Gelecekte yine aptal insanlar olacak ama iyi insanlarda olacak, tıpkı şu anda olduğu gibi. Bu yüzden dünya değerli ve korunmalı.

Siz savaşmak isteyen sülükler, gidin ve savaşın, birbirinizi öldürün, birbirinizin bokunu yiyin ama dünyayı rahat bırakın. Bari bunu yapın!

Mar 282008
 

Kimse ben psikopatım demez ama arada bir de insan” acaba ben psikopat mıyım” demeden edemez. Aslına bakarsanız ben bunlardan biriyim bazen bu soruyu kendime sorarım. Ama cevabım genelde pek net olmazdı ta ki bu psikopatlık testini okuyuncaya kadar, artık eminim ben psikopat değilim.

İşte psikopatlık sorusu (bu hileli bir soru değildir, soruyu okuyun ve düşündüğünüz cevabı verin, düz mantık:D): Bir kadın kendi annesinin cenazesinde bir adam görür ve onun rüyalarının erkeği olduğuna karar verir, ona aşık olur. Ama ne onun numarasını alır ne de bir teşebbüste bulunur. Continue reading »